Tarih Sahnesinde Burçlar!

Burçların sahip olduğu karakteristik özelliklerinden, yaşam amaçlarından yola çıktık, insanlık tarihinin çeşitli dönemlerinde neler yaşadılar tahminde bulunduk. Koşullar, meslek grupları, inanışlar, yaşam biçimleri bugünden farklı olduğunda o günün koşullarında nasıl kimlikler kazanırlardı? Geçmiş yaşamlarında kim olduğunu merak edenlere cevaplar hazırladık. Senin burcun tarih sahnesinde kimdi?

Koç

Milattan önce 1. Yüzyıla gittik, kurucusu net olarak bilinmese de tarihe ismini mühürleyen Jül Sezar’ın hem asker hem de hükümdar olduğu Roma imparatorluğuna gittik. Takvimleri hiç ellemedik, gözlerimizi yumduk Koç’u o yılların generalliğiyle taçlandırdık. Hatta rivayet odur ki Koç; Jül Sezarı devirmek isteyen monarşi karşıtlarına öncülük etmiş, Sezar’ın çöküşü de Brütüs’ün değil, Koç’un elinden olmuş.

Boğa    

Boğa, toprak sahiplerinin aynı zamanda toprağında çalışan işçi, yaşayan halkın sahip olduğu değerler sistemi ve toprakta yetişen mahsul dahil, hemen her şeye sahip olduğu, feodal dönemde yaşasaydı. Boğa sahip olmayı en çok isteyen, “benim demeyi seven”, toprağın bereketini avuç içlerinde koruyan ve kaliteli yaşamayı bilen biri olarak. Kentleşme öncesi dönemde kasabanın hemen tümüne sahip olan, parasını çarçur etmeyi sevmeyen ve dolayısıyla en varlıklı olan toprak ağasıydı.

İkizler  

İkizler Antik Yunan’da yaşasaydı, pazarlarda adım başı rastlayacağınız, her biri etrafında onlarca insan toplayıp gösteri yapan birer tragedya sanatçısı olurlardı. Zira bu insanlar güçlü hitabetleri ve ikna kabiliyetleri sayesinde dönemin mahkemelerinde retorik ustası olarak görev yaparlardı. Konuşma sanatını öyle güzel başarırlardı ki, söylediklerinin doğruluğu gözetilmeksizin, eğer hakimleri ikna edebilirlerse suçlular serbest kalırdı, retorik ustaları da bundan para kazanırdı. Ve konuşmasıyla büyüleyen, sözleri yalan da olsa kabul edilen bu insanlar kesinlikle İkizler burcuydu.

Yengeç

Şimdi gözlerimizi yaklaşık 15 milyon askerin ve sayısız sivilin can verdiği 1. Dünya Savaşına çeviriyor, o yıllarda dünyaya anneliğiyle nam salan Yengeç’in nerelerde olduğunu çok da düşünmeden buluveriyoruz. Kan gövdeyi götürürken, yaralılar binleri aşarken, bir başına kalan çocuklar, kadınlar, yaşlılar yardıma muhtac feryat ederken, oğullar cephede, kızlar aş evlerinde canını dişine takarken, vatansever Yengeç’in kapı ardına saklanacak, el açıp dua etmekle yetinecek hali yoktu. O harpte hemşire olup yara sarmayı, hayat kurtarmayı, milletini korumayı tercih ederdi.

Aslan   

Krallığın olduğu yerde kral, bir diğerinde imparator, padişah ya da hükümdar; fark etmez, her kim ki bir milleti yönetir, tahtın başına geçip mağrur pozunu verir, taç giyme töreninde önce halkını selamlar sonra yerini alır işte o Aslan’dır. Sanmayın ki her Aslan milletini gözetmiş, cömertçe el açana yardım etmez, halkının refah seviyesini yükseltmiş. Aslan’ın iyisi de var kötüsü de! Bir de unutmamak gerekir ki güç herkesin kaldırabileceği pahada da ağırlıkta da değildir! Tevazu ile kibir yer değiştirmek için ayakta bekler! Biz Aslan’a haşmetli bir kral diyelim, siz ideal olanını düşünün.

Başak  

Sanayi devrimiyle birlikte, köylerde ırgatlık yapmak zorunda olan, toprak ağalarının kölesi olarak insan haklarından yoksun kalan kimseler, göç dalgalarına kapılıp kentlere göç etmeye başladı. Kimisi köy yaşamını kente taşıdı, kimisi bu aydınlanmayla okullu olup, diploma sevdasına yakalandı. Başak ise bu yıllarda öğrencilik yıllarında sayısız başarıya imza atmakla yetinmedi. İnce eleyip sık dokunan, insanların hayatına mal olan, kusursuz makineler elbette ki Başak’ın mühendislik harikaları olarak fabrikalarda yerlerini aldı.

Terazi  

Kelime anlamı yeniden doğuş olan Rönesans döneminde, Avrupa’da bir kültür sıçraması yaşandı. Bu sıçrama; üzerinden kilisenin baskısı kalkan, bir nevi ruhu hafifleyen insanlığın kendini türlü yolla ifade etmeyi keşfetmesi ve sanatsal bir devrim yapmasıyla da kendini göstermiştir. Tam da bu sırada, dönemin en önemli sanatçılarından biri olarak, huzuru resmetmiştir Terazi!

Akrep  

Bilinen din ve inançların daha da öncelerinde yaşamış, ezoterik bir üstattı Akrep. Evrenin en derin öğretilerini, sırlarını yalnızca ehillerle paylaşır, bildiklerini sadece belli sayıda hak kazanan insanlara, inisiyasyon yoluyla öğretirdi. Halen aramızda mirası sürdüren, kâinatın sırrını saklama görevini devralan bir üstat Akrep varsa da maalesef bunu öğrenmemizin imkânı yok ?

Yay       

Merakıyla kıtaları keşfeden, gördüğü bildiği alanlarla yetinmeyip hep daha ötesini merak eden, karanlıklar ardını aydınlatmak için harekete geçip korku nedir bilmeyendir Yay. Elbette kavimler göçünde insanlığın yeryüzünün dört bir yanına yayılmasına ön ayak olan, yerinde duramadığı gibi yol göstermekten de çekinmeyen ilk rehberdi Yay! Macera arayan ve kültürlerin çeşitlenmesini sağlayan bir gezgindi.

Oğlak   

Oğlak elini kirletmeden, vicdan hafızasında istenmedik görüntüler saklamadan savaşır. Sesini yükseltmez, kılıcını kuşanmaz, ringe çıkıp yumruğunu sallamaz, öfkesine yenilip kendini tehlikeye atmadığı gibi bir çuval inciri de berbat etmez. Tarih sahnesinde Soğuk Savaş döneminde yere sağlam basan, stratejik hamleleriyle tanınan bir politikacıdır Oğlak!

Kova    

Veremin ince hastalık olup can aldığı, sıtmanın tüm dünyayı sardığı yıllar, laboratuvarlarda hummalı çalışmalar yapan, karantina bölgelerinde ölmek üzere olan insanlara şifa arayan bir bilim insanıydı Kova. Çağının çok ötesinde çözümleri ve akıl almaz buluşlarıyla insanlık yararına çalışmalar yapıp ismini tarihe altın harflerle yazdırdı. En çok da salgın hastalıklar üzerine çalışırdı.

Balık    

Henüz tek tanrılı dinlerin tarih sahnesine çıkmadığı yıllarda, tanrı kralların yerlerin ve göklerin tek sahibi olarak insan sıfatıyla insanlığa hükmettiği dönemlerde, kurbağa bacağından, tavşan dilinden, süpürge sapından, arı sütünden büyü yapan spritüallerin başında geliyordu Balık. Antik tapınakların son çare kara büyücüsüydü.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir