Su Grubunun Dahi Bilim İnsanları

Nikola Tesla, Albert Einstein ve Marie Curie… Onlar bilim dünyasının en saygın isimleri. İşlerine duydukları tutkular, öz disiplinleri, sahip oldukları yetenekler, kazandıkları başarılar ve kimi zamanda yaşadıkları hayal kırıklıklarıyla ortaya koydukları çalışmalar bugünün ve yarının dünyasını değiştirdi. Araştıran, gözlemleyen, mücadele eden, kimi zaman duygusal sorunlarla boğuşan ama ne yaşarsa yaşasın hiçbir zaman çalışmaktan pes etmeyen hatta bu uğurda canını bile feda eden bu isimlerin pek çok ortak noktası bulunuyor. Bunlardan biri tüm bu saydığımız isimlerin hepsinin su grubuna mensup bir burçtan olmaları. İşte insanlığın kaderini değiştiren bu insanların burçları ve burçlarının yaşamlarına nasıl sirayet ettiği…

Nikola Tesla – Yengeç

Nikola Tesla, Sırbistan’ın Similjan kasabasında 10 Temmuz 1856 tarihinde dünyaya geldi. Annesinin desteği ile fizik ve matematik alanında bilgisini ilerleten Tesla,  Avusturya Prag Politeknik Üniversitesi’nin Graz’daki okulunda okudu. Bununla birlikte kişisel takıntıları ve içe dönüklüğü yüzünden üçüncü sınıfın ilk döneminde okulu bıraktı. Bazı kaynaklara göre okulu bitirdiğini söylense de Tesla’nın üniversiteden mezun olamadığına inanan görüş daha hâkim. Abisinin 12 yaşında at kazasında hayatını kaybetmesi onda derin bir travma oluşturdu. Kimilerine göre bu durumun gerçekleşmesinde Tesla’nın da etkisi bulunmaktaydı ve onun bu durumla suçlanması Tesla’da birtakım takıntılar yarattı ve şizofreniye yakın belirtiler göstermesine sebep oldu. Geçmişe takılan her Yengeç gibi Tesla da hayatının her döneminde bu olayın izlerini sarsıcı bir şekilde taşımıştır.

Çoğu zaman gerçeklikten oldukça kopuk bir hayat yaşayan ve zamanının ötesinde bir hayal gücüne sahip olan Tesla’nın bahsettiğimiz takıntıları da oldukça enteresandı. Herhangi bir şey yapacağı zaman bunu 3 ve 3’ün katları şeklinde gerçekleştiriyordu. Yani sabah yüzünü yıkaması gerektiği zaman bunu 3 defa yapıyordu. Başladığı işi bitirme takıntısı da olan Tesla, bu yüzde başladığı bir kitabı elinden bırakamıyor ve takıntısı uğruna 100 ciltlik eserler okumak zorunda kalıyordu. Her Yengeç burcu gibi hafızası oldukça güçlü olan Tesla’nın not alma alışkanlığı yoktu. Her şeyi aklında tutuyor ve uyguluyordu.

Dünya bilim tarihini etkileyen ve değiştiren deneylere ve icatlara imza atan Nikola Tesla’nın en önemli buluşu elektriğin kablosuz olarak taşınabileceğinin deneysel olarak Londra fuarını aydınlatarak ispatlaması olmuştur. Bu keşifle birlikte bilinen tüm iletişim sistemlerinin, uzay teknolojilerinin ve kablosuz iletişimin temelini atmıştır.

Marie Curie – Akrep

Radyum ile polonyum elementlerini bulan ve radyasyon hakkındaki buluşlarıyla Nobel Ödülü kazanan ünlü bilim insanı Marie Curie, alışılmışın dışında bir zekaya ve araştırma yeteneğine sahipti. 7 Kasım 1867 Polonya’da doğan ve gerçek adı Maria Salomea Sklodowska olan Marie Curie, burcunun araştırıcı ve bilime düşkünlük özelliklerini taşıyan bir bilim insanıydı. Kendisi gibi bilim insanı olan eşi Pierre Curie’yi bir araba kazasında kaybetmesi ve Nobel Kimya Ödülü’ne layık görülmesinin ardından kişisel pek çok saldırıya uğraması sonucu her ne kadar depresyona girse de küllerinden yeniden doğmayı bildi. Marie Curie, yaşadığı tüm bu zorluklara rağmen hiçbir şekilde pes etmeyerek içinde bulunduğu zorlu koşullardan kurtulmanın çözümü üzerine düşünmüştür. Zira onun “Hayatta hiçbir şeyden korkmayın, yalnız her şeyi anlamaya çalışın” sözleri de Curie’nin bu dik duruşunun en sağlam kanıtıdır.

Bilime olan tutkusu ve iş disipliniyle ortaya çıkardığı çalışmalar onun kariyerinde pek çok ilki yaşamasına neden olmuştur. 1903 yılında Avrupa’da bilim doktorasını vermiş ve doktora unvanını alan ilk kadın olmuştur. Yine aynı yıl radyoaktivite konusunda yapmış olduğu çalışmaları nedeniyle Pierre Curie ve Henri Becquerel ile Fizik dalında Nobel ödülünü paylaşmıştır ki böylece tarihte bu ödülü alan ilk kadın olmuştur. 1906 yılında Sorbonne’de öğretmenlik yapan ilk kadın olmasının yanında 1908 yılında gelindiğine aynı üniversitede profesörlük unvanını alarak bu unvanı alan ilk kadın olarak tarihe geçmiştir.

Albert Einstein – Balık

14 Mart 1879’da dünyaya gelen Albert Einstein, okula başlamadan önce konuşma problemleri yaşayan bir çocuktu. 9 yaşına kadar kendini ifade etmede zorlanan Einstein, okuduğu okullarda da bağımsız ve isyankâr kişiliğini gösteriyordu. Hatta kimi zaman eğitim sistemine güvensizlik duyuyor ve Balık burcuna yakışır şekilde kendini etrafından soyutluyordu.  Henüz 5 yaşındayken babasının verdiği bir cep pusulasıyla bilim dünyası ile tanışan Einstein’ın merakını pusuladaki iğneyi yönlendiren kuvvet ateşlemiş ve fizikteki yaşam boyu ilgisine ilham vermişti. Bunların dışında keskin matematiği sevmesi ve öklit geometrisinden hoşlanmasıyla yaşıtlarından farklı zevkleri olan bir çocuk olduğunu kanıtlamıştı.

Gerek eğitim hayatında gerekse bilimsel çalışmalarında yaratıcılığını ve sezgiselliğini ortaya koyan deha bilim insanı, “Bir insan gerçekten yaşamaya ancak kendi dışında yaşamayı becerebildiğinde başlar” sözüyle de sadece Balık burçlarının sahip olabileceği “ideal sembolizm”i işaret ediyordu adeta. Sınırları olmayan bir Balık burcuna yakışır bir edayla döneminin bilim dünyasınca kanun olarak kabul edilen pek çok bilimsel görüşü değiştirmiş adeta fizik dünyasının kurallarını yeni teorileriyle baştan yazmıştı. “Işığın hızı, kaynağına göre hareket halinde olsun veya olmasın, her gözlemci için aynıdır” ve “Doğa yasaları ivmesiz hareket eden tüm sistemler için aynıdır” cümleleri de bunun en büyük kanıtlarıydı. Anlaşılması kolay olmayan kavramlar da ortaya atan Einstein bilime felsefeyi ekleyerek “izafiyet teorisi”ni ortaya atmış ve zaman kavramını felsefi düzlemde reforma tabii tutmuştu. Tam da Balık burçlarına uygun bir davranışla…

Bilimsel çalışmalarının yanında bir su burcu olmanın verdiği refleksle suya yakın olmayı çok seven ve uzun yıllar yelkencilikle uğraşan Einstein buna rağmen yüzmeyi bilmiyordu. “Yelken yaparken dünyadaki hiçbir şey ilgimi çekmiyor” diyen aradığı yalnızlığı belki de denizin ortasındayken buluyordu. Balık burçlarının sahip olduğu artistik yeteneği müzik alanında da sergileyen Einstein, amatör olarak keman çalıyor ve Beethoven ile Mozart’ın sonatlarını çalmaktan büyük keyif duyuyordu. Son olarak her Balık gibi “kucaklayıcı” olan Einstein Amerika Birleşik Devletleri’ne taşındıktan sonra, Einstein, NAACP’ın (Renkli İnsanların Gelişimi için Ulusal Derneği) aktif bir üyesi olmuş ve Amerika’da ırk ayrımcılığına karşı cesurca kamusal bir tavır almıştı.

Bir Yorum Bırakın
  1. Tabikide su grubundan cikcak ama onun disinda Koc burclarindanda dehalar cikiyor ornegin Leonardo Da Vinci gibi birgun Einsteie tanismak cogu insan gibi benim de hayalim bende akrebim bu arada

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir