Beğen Muhteşem Hahaha Kızgın

Söz Bu Son! Hayattan Soğutan Burç Klişeleri!

Artık kulaklarınız kanadı, bilgi dağarcığınız aynı şeyleri duymaktan çatladıysa, “yeteerrrr” çığlıklarınız delik ozonlardan firara kalktıysa, duygularınıza tercüman olmaya geldik. Bıkkınlık getiren, kusma isteği uyandıran burç klişelerini sizler için derledik. Haykıracak nefesiniz kalmasın diye, dozajı yükselttik.

Koç

Öfkesinden yanına yanaşılmayan, göz göze geldiğine tokadı basan, skor peşinde sevgilisini her an aldatan, patavatsızlığıyla kimselerde sinir bırakmayan Koç gönlümüz hep seni arıyor neredesin sen? Biz kulaklarından duman çıkan, burnundan ateş fışkıran, gözleri öfkeden kan çanaklarına dönenleri adım başı görmüyor, böyle bir insan hayal edemiyoruz. Kılıcı belinde, kalkanı elinde sokaklarda gezen kimseye de rastlamıyoruz. Bu yüzden sevgili Koç’lar fazla ciddiye almayın, söylenenlere kulak asıp sinirlerinizi bozmayın!

Boğa    

Gören de obeziteyi siz icat ettiniz, oturduğunuz yerden dünyaları yediniz, kıtlık dahi sizin yüzünüzden çıktı sanır ama işin aslı hiç de öyle değildir. Yemeğin lezzetinden anlıyor, keyifle yaşıyorsunuz diye bu kadar da kıskanılmaz ki canım! Oturduğu yerden kalkmaz, hiç risk almaz deyip duruyorlar! Sanki herkes her gün uçurumdan atlıyor, milyonlarını lotoya basıp zenginlik dualarına kalkıyor. Oturan Boğa ithamları da hep zamanını doğru yönetemeyip durup dinlenemeyen haset insanların başının altından çıkıyor!

İkizler  

Arkadaşın bol, sohbetin koyu diye sürekli eli günü çekiştirdiğini, herkesi birbirine anlattığını sanıyor, sayısız hobin hakkında ağızlarını açmıyorlar. Okuduğun onca kitap, sohbet ettiğin sayısız farklı yaşam, katıldığın bin bir etkinliği sohbetlerine konu yaptığını söyleyen yok! Bir de adın İkizler diye, iki ruhun var sanıyor, hemen birine melek birine şeytanı yapıştırıyorlar! Çok yönlü oluşuna dem vuracaklarına, ikiyüzlü deyip geçiştiriyorlar. Dilin sokarmış, lafın batarmış! Lafa bak! Ne iğnesin ne yılan, sen de herkes gibi tek ruhlu bir insansın insan!

Yengeç

Annene sormadan adım atmaz, elli yaşına da gelsen birey olamaz, kuzuluğunu bir türlü bırakmazmışsın. Her konuda duygu sömürüsü yapar, dokunsalar ağlarmışsın! İşin kolayını bulmuşlar ne de olsa, lafı söyleyen değil, gönlü kırılan suçlu! Kimse ağzından çıkanı duymasın, herkes diline geldiği gibi konuşup kırılır mı, incinir mi diye düşünmeyi bir kenara bıraksın, sonra Yengeç neden ağladı deyip, adın el birliğiyle sulu göze çıkarılsın! Oh ne güzel dünya! Ev kuşuymuşsun, mutfak gülüymüşsün! Elinin lezzetini de kıskanıyorlar!

Aslan   

Neden takıp takıştırıyor, elini attığın her alanda başarılı oluyormuşsun? Milletin derdi de sensin! Aslan neden herkesin takdirini kazanırken, onların eli armut topluyor? Sanki memlekete yasak geliyor, bir tek Aslan’ın önü açılıyor! Aslan gösteriş meraklısı değil, doğuştan dikkat çekici, milyon kere de söylesek, anlamak istemeyen bir türlü anlamıyor! Aslan bugüne kadar kimin tavuğuna kışt demiş, kimi ezmiş, kimi geçmiş de adı kibirliye çıkmış? Hepsi yalan haber, hepsi asparagas!

Başak  

Görende belinde tuz ruhu, elinde eldiven, yüzünde maske geziyor, havada toz görse kafayı yiyor sanacak! Böyle bir titizlik varsa memlekette çok merak ediyoruz, bu kişi nereye basıyor, nasıl hareket edip soluk alıyor? Abartının bu kadarı da çocukları bile güldürüyor. Islak mendili elinde gezen Başak belli ki saniyede bir kendini siliyor, evinde hiçbir eşyanın yeri değişmesin diye sağda solda kalıyor. Takıntısı da dillerden düşmüyor! Sizin Başak’ı eleştirme takıntınız niyeyse hiç mevzu bahis olmuyor! Ağzını açınca eleştirmeye başlar, laf sokmadan durmaz, kimseyi beğenmezmiş! Zannederiz Başak’lar yeni bir gezegen buldu orada yaşıyor!

Terazi  

Öyle bir kararsızlık namı saldınız ki Terazi’ler ile ilgili, zannederiz kendileri ne yesem sorununu çözemeyip açlıktan öldü, ne giyeceğine karar veremediği için hayatını çıplak geçirdi. Hayatı boyunca karşılaştığı hiçbir şeye itiraz etmeyen, barış içinde yaşamak isteyen Terazi, ismi dahi anılmadan iletişime geçtiği insanın tercihlerine kapılıp savrulup gitti! Dengesiz diye diye dengesiz yapabilir miyiz diye deneysel bir çalışma yapıyorsanız anlarız ama ciddiyseniz sorarız; “kendinizi komik mi sanırsınız?”.

Akrep  

Görende Akrep evlerden çıkmıyor, uçanı avlıyor, kaçanı kovalıyor sanacak! Drakula misali karanlık şatosunda insan üstü bir yaşam sürüyor, geceleri haz bekçiliğine çıkıp devriye geziyor, fantezilerini bir bir yaşama geçiyor sanır! Her gün yeni bir intikam planı için mutfağa giriyor, o kadar çok düşmanı var ki yemeklerinin soğumasını dahi beklemeden kaynar kaynar yutuyor sanacak! Aramızdaki Akrep’ler gündüzleri neredesiniz? Zira biz bu tanımlara uygun kimseleri masalların dışında göremiyoruz! Acaba yok musunuz?

Yay     

  

Dünyayı bir ucundan diğerine gezmiş, yüksekten atlamış, alçaktan uçmuş, ailesini zaten çok geride bırakıp dünya kazan o kepçe kaçanı kovalamış; böyle bir insan düşünün! Alice harikalar diyarında değil, Yay dünya turunda! Hiçbir şeyi umursamaz, hayatı pamuk şekeri kadar ciddiye almazmış! Derdi olana sırtını döner, sadece gülermiş! Nasıl masal ama! Bir de lafının birine inanılmaz, abartısından durulmazmış! Artık abartının böylesi!

Oğlak   

Burnunu dosyalara gömmüş, başarı yeminini ana kucağında edip o günden sonra çalışmaktan bir an olsun vazgeçmemiş bir Oğlak düşünün! Kalem eteğiyle doğmuş, kravatını birinci yaş doğum gününde bir takmış, takış o takış! Laptop’ını zaten kendine bağlamış, prize de bağımlı yaşamış. Sosyallik desen yok, gülmek desen yok, eğlenmek desen hiç yok, Oğlak o günden itibaren kariyer basamaklarından başka hiçbir yerde görünmemiş! Oğlak’ın anlatılan hikayesi tam da böyle! Yorumu sizlere bırakıyoruz!

Kova    

“Bilgisayar oyunlarından başını kaldıramayan Kova, taktığı 5,5 numaralı gözlüklerin de kar etmediğini anlayınca, göz nakline başvurdu!” nasıl haber ama! En az; “Kova’lar sürekli teknoloji marketlerde geziyor, yeni çıkan sürümleri herkesten önce canı pahasına test ediyor, evinin bahçesinde uzay mekiği yapıyor, laboratuvarından çıkmıyor” haberleri kadar saçma! Kova’lara tuhaf demekten yorulmayanlar, etrafınızdaki Kova’ları dürtün bakalım mekanikler mi, etten kemikten mi? Zira bazen Kova’ya bakıp E.T. görüyormuş gibi davrandığınız oluyor!

Balık    

Balık tüm günlerini gökyüzüne bakıp iç çekerek, kendini evin en kuytu odasına kilitledikten sonra astral yolculuğa çıkarak, oturup sağ baştan dünyada olan tüm acımasızlıklara ağlayarak geçirir. Çevrenizde gördüğünüz tüm kovalar, ömürleri boyunca ağlamaktan japon balığına dönmüş ve muhtemelen başka bir galakside yaşarken yolunu kaybedip yanınıza düşmüştür. Bir zahmet adresini öğrenip evine teslim ediverin. Balık olsa sizin için yapardı!

YORUMLAR

Yorum YAP

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir