Son Romantik Balık’tan Göz Yaşartan Vasiyet!

Malumunuz cağımızda eli ekmek tutan kadınların, ayakları yere sağlam basan, kendi hayatının patronu olan pek sayın hanımefendilerin, uzun uzun bakışmakla, göz süzüp loş ortamlarda vakit harcamakla, çiçekle böcekle işi yok! Meyve sepetine burun kıvırmazlarsa ne ala! Artık Balık’ın samanlıklardan seyran yaptığı devir kapandı, yerini mantık örgülü ilişki durumları aldı! Zamane ilişkilerini anlamakta zorlanan Balık, gençlere tavsiyeler vermeyi vazife edindi, son romantik olarak neslinin tükenmesine şahitlik etmektense harekete geçmeyi seçti!

Şimdinin sıkıcı romantiği, eskinin haza beyefendisi!

Sosyal medyada iki şiir paylaşan, özlü sözlerden alıntılayarak konuşanlar ister erkek olsun ister kadın out oldu, mizah kisvesi altında boyunca giydirmek, lafın kabasını tatlı niyetine yedirmek moda oldu! İki güzel laf edenin de adı, “ööfff ne sıkıcısın”a çıktı! Zaten herkes klavye beyefendisi, pc delikanlısı olduğu için, romantizmde bizim çağda gül resimlerinin üzerine yazılan italik yazılara, kendi cümlesi kalmayanların alıntıladığı şair mısralarına dönüştü. Herkes hislerini en popüler kelimelerle anlatmayı meziyet, ruha dokunmanın yolunu bu bildi, nesil aldı başını gitti.

 

Akılcılar sahnede, yürekçiler nerede?

Oysa Balık öyle mi; kendini bir anda hiç de ait olmadığı bir çağda, uzaylıların istilası altında buldu! Herkes mantık diye bir şey tutturdu, duygular ne gazoz ne de efsane oldu, öylece yok oldu! Devrin, nostaljisini sürdürmek de ona kaldı! “Romantizm ne kızım yaa, sen de ne ince adammışsın öyle haaa!” iğneli dalgalı sözde arkadaş çıkıntıları da tokat gibi Balık’ın hayallerini toz bulutuna çevirdi. Oysa Balık, romantik filmleri, şairlerin ruh derininden dökülen dizeleri, konuşmadan anlaşmayı, gözleriyle sohbete koyulmayı ne çok severdi. Peki ya dinlediği yürek dağlayan, göz yaşartan, iç çektiren duygu yüklü şarkılar! Yalan mıydı yani o sözleri yazanların, besteleri yapanların duyguları! Peki bunca duygu bir anda nereye gitti?

 

Aromantik de neymiş?

Her şeye isim takmanın moda olduğu günümüz dünyasında, romantik olmadıklarını vurgulamak için pek zekice geliştirdikleri bu yeni isim, romantizmin ismini bir şekilde yaşatacak olması dolayısıyla iyi, romantikliğin de değilini çıkardıkları ve bunu popüler hale getirmeye uğraştıkları için kötü! Balık’ın mücadele ettiği kişiler artık belli, henüz aşkın sıcağında yüreklerini ısıtmamış, gözyaşı selinde boğulmamış, henüz tanışmadığı duyguların kendini hiç bulmayacağını düşünengiller. Bunların hiçbiri değil beni bu hale getiren, yaşadığım onca hayal kırıklığı, sanal dünyanın donukluğu, ilişkilerin yalancı samimiyeti, sahte sevgisi diyorsanız, Balık bayrağını kapıp geliyor yanınıza!

 

Kritik an geldi çattı! Romantik misin? Aromantik mi?

Romantik olan kendini bu acımasızlıktan, yok olmaya yüz tutan duygulardan koşarak uzaklaştırsın diye Balık tanımı açıkça yapmak, Yengeç’leri tenzih ederek naçizane vasiyetini yazmak ister;

İş görüşte aşk diye bir şey var! Evli, mutlu, çocuklu aile tabloları, fotoğraf karesinin içinde bir de hayvan dostumuz varsa tadından yenmez! Sevgilini gündüzün köründe görmek, kalabalıklar içinde gırgırın belini kırmak yerine, loş ışığın, iki üç kokulu mumun arasında hasret gidermek peşindeysen ne mutlu! Duygularını ifade ederken mutlu oluyor, sevdiğini söylemeye doymuyorsan sen bu vasiyeti alır, yeni nesili hizaya dizersin. Papatya tacını takıp kırlarda el ele koşma teklifi alsan, eveti basacağından hiç şüphe etmiyorsan, hala senin gibiler olduğu için Balıkı çok mutlu edersin. Sık sık hayal kurup kendini boşluğa tebessüm ederken yakalıyorsan mesela, her şeye değersin. Her açlığında sevgiyle karnını doyuruyor, ruhunu besliyor, “kalbimi vitaminsiz bırakmam” diyorsan, “Buna da ağlanır mı? Fazla mı duygusalsın!” sorularıyla sıkça muhatap oluyorsan; bayrağı devral, görev senin! Bir elin parmaklarını geçmeyen son romantikler diyarında sana ihtiyaç var!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir