Oblomov Burçlar!

Rus yazar İvan Gonçarov’un Oblomov isimli eseri aslında çağımızın en büyük hastalığını çok iyi bir şekilde özetliyor. Oblomov karakteri tam olarak durağan, hareket etmekten pek hoşlanmayan, tembellikte Oscar alma potansiyeli taşıyan Boğaları anlatıyor. Karakter, yıllar önce yaratılmasına rağmen, günümüzde teknolojinin de etkisiyle üzerimize sinen, en çok da Boğa burcu insanını etkileyen hallere ışık tutuyor. Kimi insanlar bu durumu sendrom olarak da adlandırıyor.

Oblomov diye tabir edebileceğimiz insanların, yani Boğaların en çok sevdiği şey: Uyumak! Sürekli bir atalet halinde olan bu arkadaşların bilinçaltında ucu sabit fikirliliğe dayanan bir durum yatıyor: Ben ne yaparsam yapayım zaten her şey aynı kalacak! Bu nedenle eyleme geçmek hep bir sorun, hareket etmek ise büyük bir dert oluyor. Değişime kapalı halleri, sosyal hayatlarında büyük bir engel oluşturuyor, miskinlikte Garfield’le kafa tutuyorlar.

Bir bakımdan da her şeyin farkında olan Oblomovlar, aslında diğer yönden de Balık burcunu hatırlatıyor. Sınırsız hayal gücüyle sonsuz bir yolculuğa çıkarak kurma bir hayatın rüyasından bir türlü uyanamıyorlar. Kafasında kurdukları şeyleri gerçeğe dönüştüremeden amaçsız bir şekilde akışta sürükleniyorlar. Sürüklenmek dediysek bilinçaltında yani. Yoksa yine ortada bir eylem olduğu sanılmasın. Hepsi bu kadar mı peki? Tabii ki de hayır! İçinde oldukları psikoloji, Oblomovların başladıkları işleri bitirememelerine, gerçeklerle yüzleşmek istememelerine ve hemen her konuda kendilerini kurban etmelerine neden oluyor. Kısacası iki farklı yönden incelediğimiz zaman tüm Boğaların ve Balıklar içinde aslında birer Oblomov yatıyor!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir