“La Casa De Papel” Karakterlerinin Burçları!

İspanya Kraliyet Darphanesinde gerçekleşen, tarihin en büyük ve sanatsal soygunun kusursuz hikayesi La Casa De Papel! Aslında küçük kulaklara kazınan bir masalın hayata geçiş şekli de denebilir, zira bu kuralları çoktan yazılmış bir tür baba mirası! Farklı alanlarda uzmanlıkları olan suç dehası 8 kişi, birer şehir ismiyle anılıyor ve kimlik deşifresi, cinsel ve duygusal ilişki kesinlikle ve peşinen yasaklanıyor! Bu ekip herkesten uzakta bu kusursuz plan için 5 ay boyunca eğitilip birer maskeyle maceraya başlıyor! Özel hayat sorusu yok, isim yok, kim olduğuna dair minicik bir ipucu yok, sadece soygunun başarılı olması halinde, para havuzunda yüzerek geçecek kocaman özgür bir hayat var!

Devamı karakterlerin burçlarını konuşacağımız alt başlıklarda ?

Profesör        

Başaracağına dair inancı tam, ciddi ve soğuk kanlı! Organizasyon kabiliyeti, kararlılığı ve dirayetiyle nam yapmış bir burç, tarihin en karmaşık planıyla dizinin baş karakteri olan Oğlak var karşınızda! Ceketi sırtında, gözlükleri gözünde, kravatı dahi boynunda olan, saygın görünümünden ödün vermeyen Oğlak! Gören bankacı sansa da kendisi asrın en donanımlı soygun çetesinin lideri, azılı bir suçlu! Tabi sorsanız muhakkak böyle olmadığını söyleyecek, hatta dizinin sonlarına doğru soygunu planlama sebebiyle, yaptığının makul olduğuna belki de müfettişi bile ikna edecektir! Bir de işin içinden baba mirası bir plan ve ailesinin hayalini gerçekleştirme teması varken, Yengeç kendini tabi ki gösterecektir. Hikâyeye irade dışı kapıldığı bir aşk uğruna planı tehlikeye atma cüreti de eklenince, Yengeç şov alıp başını gidecektir. Profesörün davranışlarına zaman zaman utangaçlıkla karışık bir mesafe de eklenecek, Oğlak ve Yengeç gelenekçiliği kendini iyiden iyiye gösterecektir.

Müfettiş

Tepeden tırnağa bir Balık ile karşı karşıyayız! Bir ayrıcalık yapıp eser miktarda, bir tutamdan dahi az bir Başak ekleyeceğiz, o da sahip olduğu mesleki yetkinliğinden dolayı! Kolay değil tabi tarihin en büyük soygunundan sorumlu müfettiş olmak, bu da bir harita dolusu Balık ile başarılmaz! Ama hikâyenin kalan bütününde müfettiş arı bir Balık olarak kendini gösterecektir! Kocası tarafından aldatılmış, bileklerine kelepçe takmak için ailesinin yüzünü unuttuğu profesöre aşık olmuş, tüm bu hırsız polis kovalaması içinde bir yandan saf gibi aşka tutulduğu için pembe hayaller kurmuş bir Balık! Öyle ki aşkının dilinden dökülüyor diye soygunun makul gerekçelerine inanan, bir de öyle olmadığı halde hain damgasını yiyip operasyondan ihraç edilen kadersiz bir Balık! Bir  o kadar da şanslı!

Berlin

Soygunun istikrarlı beyni, darphane içinde profesörün en güvendiği kişi ve operasyonun lideri, haza beyefendi Berlin! Tüm bunların ötesinde o kararlılığın ve vazgeçmemenin simgesi! Berlin; her ne olursa olsun yönettiği planı hafiyen uygulamayı sürdüren, karanlık, biraz rahatsız edici biri, şehir kod adını ve dolayısıyla maskesini en iyi taşıyan, sağı solu belirsiz bir deli! Ekibin sempati ile antipati duygularını aynı anda elinde tutan, en karakteristik kimsesi! Tüm sapkınlıklarına, acımasızlıklarına rağmen şeytan tüylü bir İkizler! Ya hep ya hiç diyen, ölümüne girdiği tehlikenin hiçbir aşamasında pes etmeyi aklına dahi getirmeyen, gizemli halleri ve intikamcı hamleleriyle gerçek bir Akrep! Zarafeti ve şık giyimiyle fotoğrafını görenler için nazik bir Terazi!

Tokyo

Ekibin korkusuz savaşçısı, “risk budur” deme sevdalısı, özgürlüğüne düşkün, aklına eseni yapmadan duramayan duygusal bir amazon kadını kendisi! Bakmayın böyle prensesler gibi anlattığımıza, hayatı soygunlarda geçmiş, mahpus damlarını mesken etmiş, azılı bir hırsız kendisi! Gözü de kapkara vurur devirir, ezer geçer, kan beynine sıçrayınca durdurmak mümkün olmaz! Acaba nedir? Nedir? Harika bir hikâye anlatıcısı olan, kontrolsüz gücüyle devirmedik çam bırakmayan Koç, tokyonun görünen yüzü! Bir de gözyaşları, kendini sevdikleri için feda etmek için savurduğu yeminleri var tabi! Tokyo’nun Rio sevdası yüzünden başta kendi canını, özgürlüğünü, başkalarının hayatını tehlikeye atmasını da içinde yatan Yengeç’ten başkası açıklayamaz!

Nairobi

Nairobi canımız, Nairobi sol yanımız, Nairobi parti kursun oy verelim, göç etsin peşinden gidelim? Yay’lar sevilir, soygun da yapsa adam da satsa herkesin gönlündeki tahta oturmanın yolunu yordamını bulur! Şanslıdır bir defa, hayat doludur, darphanenin makine seslerinden Nairobi’nin 9. Senfonisini yazar, alır çubuğunu eline fabrika işçilerine şeflik yapar! Mutludur Yay, içinde bulunduğu durumdan yakınıp depresyona kapılmaz, yas tuttuğu anlaşılmaz tıpkı Nairobi gibi! Sahte parayı aslından ayrılmayacak kadar birebir basan, tüm detaylara hâkim olanın Başak olduğunu söylememize gerek var mı? Mükemmele ulaşmadan yarı yoldan dönmez, kurala bir kez biat ettiyse korkup dönmez, Nairobi’nin Başak’ı onu yolundan döndürmez!

Moskova

Önce Denver’in sonra ekibin babası Aslan Moskova! Yıllarca iddialı bir Akrep olup oğlunu annesinin kendilerini terk ettiğine ikna etse de aslında, çocuğuma ben daha iyi bakarım edasıyla Aslan’lığı tutmuş ve suç dünyasında son sürat süren hayatına oğlunu da dahil etmiş, baba gibi baba Moskova! Sakin, gururlu ve mağrur! Ağzı sıkı, yer altlarında tünel kazmaktan, hapishane tutsaklıklarından bıkmış, son bir vurgun yapmak için oğluyla birlikte hayatta kalmak, insanca yaşamak niyetinde bir baba! Denver’e olan düşkünlüğü ve korumacı tavrı Aslan ve Akrep enerjisi yüksek olan bir baba profili çizmesini sağlıyor! Moskova oğlu için her şeyi göze alıyor!

Denver

Denver ile Moskova Akrep ile Balık’ın alametine akıl ermeyen bağımlılığına örnek olacak nitelikte! Baba oğuldan öte birbirinden yaşam boyu sorumlu, birbirlerine salt sevgi ile bağlı iki ruh gibiler! Denver’e gelince, canından olmaya ramak kala kendini tam ortasında bulduğu soygunun, hayatı en hafife alan karakterlerinden biri kendisi! Ne olursa olsun gülmeyi bırakmıyor, merhamet duygusundan, sevgisinden şüpheye düşmek de dizi boyunca bir an bile mümkün olmuyor. Anlayacağınız Denver işin fazlaca gırgırındayken başına gelen katil-kurban aşkı da Balık olmasını bir güzel taçlandırıyor, tehlike batağının içinde bir yandan devlerin aşkı yaşanıyor! Balık’ın kolayca bağımlılık geliştirebileceği bilgisi de babası ve yepyeni aşkı ile kurduğu yeni ama sağlam bağlardan anlaşılıyor!

Rio

Çetenin sevgi kelebeği, yanakları sıkılmalık kazan dibi Rio, boyundan büyük lafları, kocaman gülümsemesi, yaşadığını sandığı devlerin aşkı ve küçük yaşta başına gelen kocaman azılı bir suçlu olma hikayesiyle tam bir Balık; öyle ya Tokyo ile de çok ciddi düşünüyor, her şey bitince evleneceklerine yönelik toz pembe, bebe mavisi hayaller kuruyor! Bir yandan da erken yaşta siber alemin en yeteneklileri arasına girmiş, çetenin teknolojik üyesi, bu tarafıyla ise tam bir dahi, yani Kova! İleri derece duygusallığı başına işler aşsa da koruyucu meleği Tokyo hep yanında!

Helsinki ve Oslo

Tam anlamıyla itaatkâr olan, önce planın en tepesindeki profesöre, sonra ise darphanedeki operasyonu yöneten Berlin’e koşulsuz bağlılık gösteren ikili, soygunda boyunca aldıkları her emre koşulsuz katılımlarıyla birer Balık ve Başak’lar! Çünkü Başak hizmet sektöründeki köleliği temsil ederken, bu denli bir teslimiyet Balık’tan başka kimse için mümkün olmaz!

Bir Yorum Bırakın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir