Muhteşem

Koç Burcu Nelerden Nefret Eder?

Koç kırk saatte bir adım atan, yolun ortasından tıntın yürüyen, hareket etmek için meclisten karar bekleyen hantal insanlardan öncelikle nefret eder! Kendisi pek seri olduğu, koşar adım yürüyüp hevesle hazırlanıp kapılarda ağaç olmanın ne demek olduğunu bildiği için, bu tarz ağır vasıtaların üstünü baştan çizer! Mesele nefret etmek olunca herkesin listeleri kabarır, Koç’unki de birçok insanla yarışır. Peki Koç en çok nelerden nefret eder!

Yenilgiye uğramaktan

Mücadele etmeyi yaşam amacına denk tutmuş, kazanan olmadığı maçların rövanşları için randevu defterlerini ağzına kadar doldurmuş, doğuştan galibiyet yeminli Koç; yenilgiyi olgunlukla karşılar, bu defa da böyle olsun der mi? Demez! Bilakis sinirinden ölür, öfkesinden kudurur! “Kesin bir bit yeniği var bu işte, acaba torpil mi yaptılar, kesin şike var” diye ortalığı birbirine katar ama sessizce köşesine çekilmez. Koç yenilgiye uğramaktan nefret eder, hele ki bileğini bükeceği aşikâr olan bir mücadeleden galip ayrılamadıysa, o konu asla kapanmaz!

Rutine girmekten

Koç girişimci bir ruha sahiptir, başlangıçları sever! Aklına bir fikir düşünce, tez elden hayata geçirmek için canını dişine takar, uykularından azaltır gündüzlerini çoğaltır, hemen projesi vücut bulsun diye dört nala koşar, hiç çabalamadığı kadar çabalar! Ancak sadece başlangıçta! Koç’un işi yeni bir atılım yapmak, başlangıç safhasında başka ellere teslim edip yenisi için kafa patlatmaktır. Yani fikri hayata geçen Koç ekibi toplar, iş bölümü yapılır, Koç aynı maratonu yeniler, yeni bir atılım için kendini azıcık geri çeker ve çok geçmeden tozu önden kendi ardından gelir, serüven yeniden başlar! Böyle bir ruh, her gün aynı masanın başında oturup, aynı işi yapsa sizce mutlu olur mu? Peki bu sabırsız kimse rutine girdiği yerde soluk alabilir mi? Koç birbirinin aynı, sürprizsiz, heyecansız, rutin bir yaşamdan nefret eder!

Her şeyi kuralına göre yapmaktan

Koç’un düzen bozmakla, anarşist olmakla ilgili bir arzusu yoktur. ama ona yasak deyip kan basıncını artırmayın, şimdiye kadar bunu yapan çıkmadı demeyin, Koç’u challenge’a sokup asileştirmeyin. Sarı çizgiyi geçmek tehlikeli ve yasaktır metro uyarıları kulağına çalınan Koç muhakkak bir ayağını sarı çizginin ardına iter, “ne tehlikesi çocuk oyuncağı” dercesine etrafı seyreder! Toplum içinde aykırılık yapmak, yasakları delip asi çocuk olmak değildir derdi! O kendisine ve herkese yapılamaz denen her şeyi yapabileceğini, korkusuzca her işe kalkışabileceğini, aslında cesur yüreğini göstermek ister! Yoksa kimseyle bir alıp veremediği olmayan Koç’un tek derdi yasaklarladır.

Asabi olduğunun düşünülmesinden

Koç öfkesi herkesçe bilinir, haklı haksız yükselmeleri temiz kalbinin hikmetiyle değerlendirilip Koç sevilmeye devam edilir. Ancak bazen çok haklı öfkeler yaşasa, yerinde kim olsa aynı şeyi yapsa da “Koç değil mi parladı geçti, yine buldu kızacak bir şey sinirini parlattı yaktı” denir! İşte Koç’un tüm itirazı dokuza çıkan adının sekize inmeyişinedir. Bir de açıkça söylemeyen, imalı imalı konuşan, hasır altından laf çarpanlar yok mu; işte onlara nefretin ötesinde bir duygu besler, resmen ifrit olur! Haklı da olsa Koç siniri denmesine, sinsice sohbete iliştirilen eleştiri barındıran gizli laflara sinir olur Koç!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir