Klasik Müziğin Dehaları Hangi Burçtan?

Klasik müzik denildiğinde pek çok kimse “benim tarzım değil” serzenişinde bulunarak derin bir sessizliğe gömülse de aslında bu müzikle aşinalığımız tahmin ettiğimizden daha fazla… Bugün duyduğumuz reklam müziklerinde, seyrettiğimiz filmlerde, dizilerde hatta dinlediğimiz kimi müziklerde bu türün pek çok örneğini ve yansımasını bulabiliyoruz. Öte yandan kulaklarımız bu müziğe aslında alışık olsa da bu müziği yaratan bestekârları tanımaktan biraz uzağız. Biz de 17’nci yüzyıl ile 20’nci yüzyıl başlarına kadar Avrupa geleneğinde bestelenen bu müziğin yaratıcılarını anlatalım istedik ve burçlarını da göz önüne alarak bu dehaların kısa yaşamlarını derledik.

Enerjisiyle Binlerce Eser Üreten Bach

Dünyaca ünlü org virtüözü, Alman besteci Johann Sebastian Bach 21 Mart 1685’te dünyaya gelmiştir. Tüm zamanların en büyük bestecilerinden biri sayılan Bach, hayatı boyunca binlerce eser üretmiştir. Onun bu üretkenliğinin arkasında şüphesiz enerji ve coşku dolu bir Koç olması yatıyordu. Üstelik onun yaşadığı dönemde belirli bir olay için yazılan müzik çalındıktan sonra genellikle atılırdı. Bu nedenle Bach’ın bestelerinden binden fazlası günümüze ulaşsa da hiç duyacağımız bir o kadar da bestesinin olduğu düşünülüyor. Bach’ın en ünlü eserlerinden biri olan Fa Minör Tokata ve Füg’ünü sinema meraklıları “Drakula Melodisi” veya “Perili Ev Müziği” olarak bilir. Bu arada sayısız sonata, konçertoya ve kantata imza atan Bach’in enerjisini sadece müzik alanında kullanmadığını da belirtmemiz gerekir. Zira ünlü bestekar tam 20 çocuk babasıydı.

Hayalindeki Resimlerle Müzik Besteleyen Vivaldi

4 Mart 1678’de doğan İtalyan besteci Antonio Vivaldi, beş yüzden fazla konçerto bestelemiş ve “konçertonun babası” olarak anılmıştır. Dini eğilimleri ve kızıl saçları nedeniyle “Kızıl Papaz” olarak da bilinen Vivaldi, uzun yıllar Venedik’te bir yetimler ve gayrimeşru kızlar okulunda öğretmenlik, bestecilik ve orkestra şefliği yapmıştır. Balık burcunun merhametli ve şefkatli özelliğini kendisinde bolca görebileceğimiz müzisyen, bu okulda müzik yeteneği olan kızlara keman çalmayı öğretmiştir. 500’den fazla konçertoya imza atan Vivaldi’nin en ünlü eseri mevsimlerin kendi özellikleriyle anlatıldığı “4 Mevsim Konçertoları”dır. Balık burcunun sahip olduğu sanatsal yetenekle hayalinde canlandırdığı resimleri müzik haline getiren bestekar, eserlerinde, hayallerine verdiği başrolü açıklayıcı sonelerle desteklemiştir. Son olarak Vivaldi’nin müziğinin hayatı boyunca çok popüler olduğunu buna rağmen hayatının sonuna doğru halkın beğenisini kaybettiğini ve ölümünden sonra kimsesizler mezarlığına gömüldüğünü belirtelim.

Müziğe Yeni Bir Soluk Getiren Mozart

Bütün zamanların en büyük bestecilerinden olan Wolfgang Amadeus Mozart, 27 Ocak 1756 doğumlu bir Kova burcu… 35 yıllık ömrüne 626 eser sığdıran Mozart, sıra dışı Kovalara uygun bir şekilde, sıra dışı bir yetenek sergilemiş ve henüz 6 yaşındayken gözleri kapalı olarak ellerini çapraz bir şekilde tutup piyano çalabilmiştir. Hatta müthiş bir kulağa sahip olan Mozart, ilk eserlerini 6, ilk senfonisi de 9 yaşında bestelemiştir. Kova burcunun yenilikçi özelliğini müziğinde de gösterebilen Mozart’ın müziği, klasik müziğin ilk örneklerindendir ve onun çalışmaları, o dönemin tarzını değiştirmiş ve barok tarzı ile de karışımını sağlamıştır. Müzik alanında göstermiş olduğu bu başarıyı ne yazık ki özel hayatında yakalayamayan besteci babasının tüm ısrarlarına rağmen inat ederek bir evlilik yapmış ve mutlu olamamıştır. Tam da bildiğini okuyan Kovalara uygun bir davranış değil mi?

Ateşli Tabiatı ve Hiç Bitmeyen Coşkusuyla Beethoven

İdealist, ruhundaki acılarla işkenceler çeken sanatçı denildiğinde akla gelen ilk ve tek isimdir Ludwig Van Beethoven… 17 Aralık 1770’te Almanya’nın Bonn kentinde doğan Beethoven, daha çocuk yaşlarında yeteneğiyle göz doldurmaya başlamıştır. Bununla birlikte onun hem kişiliğinde hem müziğinde kendini gösteren ateşli tabiatı, öğretmenleri tarafından sık sık eleştirilmiştir. Bu ateşli tabiatını Yay burcuna bağlayabileceğimiz gibi aynı zamanda bu burcun ileri görüşlülüğü müzisyenin eserlerinde sıkça görülür. Nitekim eserlerinden hoşlanmayan bir eleştirmene müziğinin “daha sonraki bir çağ için” olduğunu söylemiş ve tarih onu haksız çıkarmamıştır. 20’li yaşlarının ortalarında duyma yetisini kaybetmeye başlayan ve sonraki yıllarda tamamen sağır olan Beethoven, bu nedenle kimi zaman depresyona girse de müziği bundan hiç etkilenmemiş ve müzik yaratmadaki coşkusunu hiçbir zaman kaybetmemiştir. Hatta en çok takdir edilen eserlerini hayatının son 15 yılında bestelemiştir.

Müziğin Sınırlarını Zorlayan Wagner

Almanya’nın Leipzig kentinde 22 Mayıs 1813’te dünyaya gelen Richard Wagner, operanın tartışmalı da olsa en büyük bestecilerindendir. İkizler burcunun tipik bir örneği olan Wagner, politika, felsefe gibi konularla ilgilenen bir entelektüel iken; Beethoven’in eserlerini dinledikten sonra müziğe atılmaya karar vermiştir. Yalnız ortada bir sorun bulunmaktaydı: Beethoven zaten söylenmesi gereken her şeyi söylemişti üstelik kusursuz ve mükemmel olarak. Kendisi bunun üzerine ne katabilirdi ki? Wagner çözümü “geleceğin sanatı” adını verdiği fikirde bulmuştur. Bunu müzik, dans, resim, şiir gibi bütün sanat dallarının bileşimi olarak görüyor ve bunun da sadece opera ile gerçekleşebileceğine inanıyordu. Tam da çeşitlilikten hoşlanan ve birçok işi aynı anda yapabilen İkizlere yakışır bir düşünme biçimi değil mi? Wagner, gerek operanın sunuluşunda gerekse eserlerinde gerçek bir devrim yaratmış ve zamanının müziğini sınırlarına kadar itmiştir.

Değişime Kapalı Bir Romantik Brahms

Klasik müzik tarihinde “romantik hareketin muhafazakarı” olarak tanınan Johannes Brahms, 7 Mayıs 1833’te Hamburg’ta doğmuştur. Oldukça zengin ve etkileyici bir müziğe sahip olmasına rağmen, eserleri bir Boğa burcuna yakışır şekilde sıkı bir kontrol altındaydı. Müziğini bestelerken temkinli olmayı da ihmal etmeyen Brahms, spontane olmaktan hayli uzaktı ve fikirlerini titizlikle düşünürdü. Dikkatleri üzerine çekmek istemeyen hatta kimi zaman içe dönük karakterine rağmen sahip olduğu büyük yetenek, kendisine toplum içerisinde saygın bir konum yaratabilmişti. Boğa burcunun kendisine bahşettiği “değişime kapalı” yapısıyla kendi yıllarında ileriye dönük müziğe karşı olan müzisyenler grubunun lideri olarak kabul ediliyordu. Hatta “yeni müziğe” karşı bir manifesto dahi imzalamıştı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir