Hangi Şeyma Subaşı Sözü Senin Burcunu Anlatıyor

Henüz 16 yaşında bir genç kızken Miss Turkey yarışmasıyla hayatımıza dahil oldu. Çok sayıda ünlü tasarımcının defilelerinde boy göstermeye başladı. Ülke genelinde büyük bir üne kavuşması ise çok zaman almadı. Var Mısın Yok Musun yarışmasıyla birlikte şöhret basamaklarını yavaş yavaş tırmanmaya başlarken, Acun Ilıcalı ile birlikteliği onu bir anda magazin programlarının baş köşesine taşıdı. Instagram paylaşımlarıyla ve geçtiğimiz aylarda çıkardığı “Sadece Şeyma” kitabıyla da sosyal medya kullanıcılarının lügatine yepyeni cümleler kazandırdı. Evet, Şeyma Subaşı’ndan söz ediyoruz. Peki, “modern zaman seyyahının” senin burcunu anlatan sözü sence hangisi?

Koç: Bakarsan bağ olur, bakmazsan bakma.

Koçların alemlerde bir namı var. Karşısına çıkan kişi önce önünü ilikler, sonra onun yüzüne bakar. Racon bu. Dikkat çeken kişilikleri ve tavan yapmış öz güvenleri şüphesiz bu tabloda pay sahibi. Bu yüzden öyle yana yakıla kimselerin peşinden koştuğu görülmüş şey değil. Birileri ona ilgi göstersin diye türlü maymunluğa başvurması içinse dünyanın sonunun gelmiş olması gerekir.

Boğa: Karanlık çökmeden yıldızları göremezsin.

Boğalardaki sabır, taşı bile çatlatır. Yeter ki kafasına bir şeyi taksın. Yolundan çevirebilmek mümkün değil. Ne kadar zaman alırsa alsın, önünde sonunda her şeyin istediği gibi olacağını bilir. Hayat kimseye istediklerini altın tepside sunmuyor sonuçta. O da bin bir zorlukla boğuştuğunu düşünse bile günün birinde her şeyin istediği gibi nihayetleneceğini bilir.

İkizler: Hayat anlardan ibarettir, onlar için bekleme, onları yarat!

Carpe diem, İkizlerin yaşam felsefesi. Ne dün ne de yarın. Hiçbiri önemli değil. Aslolan içinde bulunduğumuz anın tadını çıkarmak. Öyle değil mi ama? Geçmişi düşünüp kederlenmenin ya da yarınlar için endişelenmenin mantığı ne ki? Bir köşede oturup mutluluğu beklemektense onları yaratmanın peşinde olmak kesinlikle çok daha eğlenceli!

Yengeç: Kötü olmak için fazla iyiyim!

İçinde yaşadığımız dönem öyle kötü bir hal aldı ki… Herkes birbirinin kuyusunu kazıyor, en yakın görünenler bile birbirinin yüzüne gülüp arkasından sallıyor. Üstüne bir de tüm bu kötülüklere hayatın gerçekleri deniyor. Yengeçlerin değil böyle bir şeyin parçası olması, böyle davranışlar sergileyenlere tahammül edebilmesi bile mümkün değil. Çünkü kötü olmak için fazla iyi!

Aslan: Öz güven en iyi filtredir!

Aslanlardaki yıldız ışığını fark etmek için Instagram hesaplarına şöyle bir göz ucuyla bakmak yeter de artar. Birbiri ardına gelen beğeniler, yorumlar da cabası! Başkalarının sandığının aksine tüm bu tantana fotoşopla ya da seçilen filtrelerle alakalı değil. Zira onları dikkat çekici kılan özellikleri sadece ve sadece öz güvenleri.

Başak: Bir gün soğanı bile ağlatacağım.

Bir arkadaş ortamında herkes kendinden geçip eğlenirken, bir köşede eleştirel gözlerle bakıp söylenen biri mi var? Hiç düşünmeye gerek yok, bir Başak kendisi! Hakları da var. Görmezden gelemedikleri şeyleri ya da bir türlü dindiremedikleri evhamlarını içine atmak maharet mi sanki? Tabii ipin ucunu biraz kaçırdığında kendi dert ve tasalarıyla bir soğanı ağlatacak seviyeye de gelebilir.

Terazi: Gerçekten evet demek istiyorsan asla hayır deme.

Terazilerin kendileriyle ilgili rahatsız oldukları bir özellikleri varsa o da istediklerini elde etmek adına kimi zaman kendilerini dolambaçlı yollara sokabilmeleri. Bu durumdan ötürü çokça başları yandığından aslında işin doğrusunu bilir; kişi birine gerçekten evet demek istiyorsa asla ama asla hayır dememeli.

Akrep: Hep mutluyum derken mutsuz oluyorum, beni mutsuz edecek bir şey olacakmış gibi geliyor hep.

Akreplere şöyle karamsar deniyor, böyle kontrol delisi deniyor… Sonu yok! Peki, biri çıkıp da soruyor mu neden böyle davranıyorlar diye? Mutsuz olma korkusu ruhlarına sinmiş gibi. Yaşadıkları ve kafasına taktıkları birleştiğinde karamsarlıklarını aşabilmeleri çok mümkün değil. Kötü sürprizlerle karşılaşmamak adına kontrolü ele alma isteklerine sıkıca tutunma arzuları bu noktada kolayca anlaşılabilir.

Yay: Herkesi mutlu edemezsin, çünkü pizza değilsin.

Yaylara göre hiçbir şeyi kasmaya gerek yok. Su akıyor, yolunu buluyor. Er ya da geç. Söz konusu akış hiç değişmiyor. Bu yüzden biri onu sevsin diye deli divane olması ya da insanlar tarafından el üstünde tutulmak için olur olmaz hatalar yapması pek görülmüş şey değil. Herkesi mutlu edemeyeceğini bilir, çünkü o bir pizza değil!

Oğlak: İnandım ve başardım.

Oğlaklardaki azim hiç kimsede yok. Önce bir şeye inanıyor, eksiksiz bir yol haritası hazırlıyor ve durup dinlenmeksizin hedefine kitleniyor. Ve en nihayetinde tabii ki kazanan tarafta yer alıyor. Başkaları gibi büyük hayaller kurup, oturduğu yerde gerçekleşmesini bekleyenlerden değil yani. Soranlara da söylediği sırrı bu; inanmak ve başarmak.

Kova: Kim olduğunu ve seni neyin mutlu ettiğini bildiğin sürece diğerlerinin ne gördüğünün önemi yok.

Kovalar hiçbir zaman el alem ne der diye düşünerek hareket edenlerden biri olmadı. Her zaman aklında sadece kendi doğruları, kendi istekleri vardı. Doğrusu da bu zaten, mümkünse herkes böyle olmalı! Kişi kendini bildikten sonra kime laf düşer ki… Mutluluğunun peşindeyken diğerlerinin ne gördüğü pek de umurlarında değil.

Balık: Kısa hayatımdan çıkardığım derslerden ilki: Hayal et! Hep ama hep!

Ne zaman Balıklardan söz açılsa hemen birileri “Balıklar çok hayalperest ya” diye söylenmeye başlıyor. Hayal kurmak kötü bir şeymiş, en büyük başarılar bile küçük bir hayalle başlamıyormuş gibi… Başkaları istediğini düşünebilir. Balıkların hayattan çıkardıkları ders; mutlaka ama mutlaka herkesin hayaller kurması gerektiği.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir