Hangi Burcun Saygısını Nasıl Kazanırsın

Saygı için toplumsal ilişkilerin harcı desek yanılmış olmayız. Sevmek, doğru bulmak ya da desteklemek bambaşka şeyler ancak herkesle asgari müşterekte buluşabilmek için saygıyı elden bırakmamak gerek. Tabii her zaman bu sonuca ulaşabilmek mümkün değil. Zira herkesin değer verdiği ve saygı duyduğu özellikler aynı değil. Kimileri dürüstlüğü çok daha saygı duyulur bir özellik olarak görüyor kimileri zekayı ön planda tutuyor, kimileri açık fikirliliğe şapka çıkarıyor. Peki burçların saygısını kazanabilmek adına kişilerin ne tür özellikleri bünyesinde bulundurması gerekiyor?

Koç: Kendi Ayaklarının Üzerinde Durduğunda

Koçların hayat boyu mücadelesini verdikleri ve ulaşmak istedikleri hedefleri, bağımsızlık bayrağını göklere çekmek ve bir başlarına özgürce yaşayabilmek. Bu yolda büyük savaşlar verebilir, yorulup düşse bile “Ha, gayret” deyip, ayağa kalkabilir. Empati kurabilecekleri kişiler de yalnızca aynı yoldan geçmiş kimseler olabilir. Gözlerinde en çok saygıyı hak edenler bu yüzden kimseye muhtaç olmadan kendi ayakları üzerinde durmayı başarabilmiş kişiler.

Boğa: Sözünü Tutup Güvenilir Biri Olduğunda

Herkesle saygı ve sevgi çerçevesinde bir ilişki kurma potansiyelleri olsa da sahte ve güvenilmez kişilikler Boğaların sabrını fazlasıyla zorlar. Kendileri de tutamayacağı sözler vermez, bugün ak dediğine yarın kara demez. Güvenini kazanmayan yanar döner kişiliklere de asla prim vermez. Birileri Boğaların saygısını kazanmak istiyorsa verdiği her sözü eksiksiz yerine getirmeli, güvenilirliğini sözleriyle değil icraatlarıyla kanıtlamayı bilmeli.

İkizler: Entelektüel Birikime Sahip Olduğunda

Güzellik ya da zenginlik gibi doğuştan gelen özellikler, İkizlerin nazarında pek bir anlam ifade etmiyor. Önemli olan kişilerin yaşam süreçlerinde kendilerini ne kadar geliştirdikleri, ne kadar şey öğrendikleri. Bir başka deyişle edindikleri entelektüel birikimleri. Kendileri kurs kurs gezerken ya da okudukları kitaplarla kütüphaneler tüketirken karşısındakinden de asgari düzeyde de olsa bilgi birikimi olmasını bekler. Bir masaya oturup iki lafın belini kıramadıktan sonra ağzında gümüş kaşıkla doğmuş olsa ne fayda?

Yengeç: Empati Kurmayı Öğrendiğinde

Yengeçlerin güleç yüzleri ve samimiyetleri, geniş bir çevre edinmelerini sağlayabilir. Ancak bilinmeli ki yalnızca sınırlı sayıda kişiler kalbinde özel bir yer edinebilir. Kimler mi? Kendileri gibi anlayışlı ve duyarlı kimseler tabii. Kendileri herkesi anlamak için özel bir çaba sarf ederken benzer şekilde anlaşılmayı istemesi de en doğal hakkı. Empati kurabilen ve insanlarla özel bir bağ kurmayı başarmış kimseler bu nedenle saygılarını sonuna kadar hak eder.

Aslan: Yüce Gönüllülüğünü Gösterdiğinde

 

Asaletin ve özgüvenin Aslanların nazarında önemli bir kriter olduğu doğru olsa da saygılarını kazanabilmek için yeterli değil. Her şeyin başında karşısındakinin de kendisi gibi cana yakın, yardımsever ve gururlu olması gerekir. Hepsini alt alta toplarsak, yüce gönüllülüğün saygı için olmazsa olmaz bir kavram olduğu rahatlıkla söylenebilir.

Başak: Sorumluluklarını Yerine Getirdiğinde

Başaklarının saygısını kazanmak ya da aferinini alabilmek için ağzıyla kuş tutması gerektiğini düşünenler fena halde yanılıyor. Genel kanının aksine Başaklar, kendileri dışında kimse için öyle büyük beklentilere girmiyor. Kendilerinden bekleneni ya da sorumluluklarını yerine getirseler yeter. Sorumluluk sahibi ve ne yaptığını bilen kimselerin başlarının üstünde yeri var. Tahammül sınırlarını aşanlar yalnızca bir heves bir işe atılıp yarı yolda sıkılanlar.

Terazi: Uzlaşı Kültürünü ve Medeniyeti Benimsediğinde

Terazilere sosyal kelebek denmesinin birçok sebebi var. Her ortama kolayca uyum sağlayabilmeleri ya da herkesle bir şekilde anlaşma yolunu bulabilmeleri bunlardan bazıları. Anlaşma yolunu bulamadığı azınlıklar ise genelde kimseyi anlayıp dinlemeden kendi dediğinde direten nezaketten yoksun kişilikler. Saygılarını kazanabilmek çok zor değil, biraz medeni ve uyumlu olunsa ona fazlasıyla yeter.

Akrep: Kaosun Ortasından Alnının Akıyla Çıktığında

Akreplerin gözünde bir insanın karakterini oluşturan etmenler neler yaşadığı değil, yaşadıkları karşısında nasıl tepkiler verdiği. Yıkıcı bir olay karşısında yerle yeksan olmak mesele değil, önemli olan yeniden ayağa kalkabilmek. Kendisi en büyük yangınların ardından yeniden küllerinden doğarken bir köşede “Küstüm, oynamıyorum” diyenleri nasıl hoş görebilir? Onlar için kaos bir merdivendir ve ortalık durulduğunda sadece yukarı çıkmayı başarmış olanlar saygıyı hak edebilir.

Yay: Farklılıklara Açık Hale Geldiğinde

Yaylar oldum olası çok gezer, çok okur, çok araştırır. İçlerindeki öğrenme güdüsünü ancak böyle bastırır. Dünyanın dört bir köşesinden farklı kültürlere ve inançlara büyük merak duyduğundan yüzeysel bilgiyle kendini sınırlamayı kendine yakıştırmaz. Çevresinde de sadece ailesinden ya da mahallesinden arkadaşları tutmaz, olabildiğince farklı kültür ve milletten insanla tanışmaya çalışır. Çeşitlilik onlar için bir anlamda nefes alma alanı da denebilir. Saygısının muhatabı da bu anlamda farklılığa açık olanlardır.

Oğlak: Nerede Nasıl Davranılması Gerektiğini Öğrendiğinde

Baş ucu kitapları arasında adab-ı muaşeret kitabına özel bir yer ayıran Oğlaklar için nerede nasıl davranacağını bilmek hayat memat meselesi. Toplumsal alandaki saygınlıklarını ancak bu sayede koruyabilir. Keşke başkaları da kendisi gibi görgü kurallarına uysa. Belki o zaman içinde yaşadığımız toplum çok daha medeni olabilir. Saygısını kazanabilmek öyle kolay olmasa da nerde nasıl davranmasını bilen kişiliklere bir tık daha sempati duyabilir.

Kova: Orijinal Fikirler Üretebildiğinde

Kovalar için günümüz dünyası adeta bir distopya. Herkes zıt düşmemek adına benzer fikirleri paylaşıyor, modaya uymak için bir örnek giyiniyor, popüler diye aynı şeyleri dinleyip, izliyor… Farklı olmak ise neredeyse kara koyun olmakla özdeşleştiriliyor. Dünyanın gittiği yer adeta bir Black Mirror bölümü gibi. Aykırılığa ve özgünlüğe büyük önem veren yapılarının saygı duyabileceği kimseler ise farklı fikirler üretmekten korkmayanlar.

Balık: İnsanlara Hoşgörüyle Yaklaştığında

Balıkların insanlara karşı kaba saba davranması, sesini yükseltmesi ya da küçümsemesi görülmüş şey değil. Yapamayacakları bir şey olduğundan da değil üstelik, kendilerine bir türlü yakıştırmadıklarından. Nezaketi elden bırakmamak ya da insanlara karşı hoşgörülü olabilmek de öyle zor bir şey değil. Hatta insan olmanın bir gereği. Saygıyı ancak insan kalabilmeyi başarmış olanlara duyabilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir