Hangi Burcun Öfke Patlaması Hangi Doğal Afete Benziyor

İlk çağlarda yeri göğü inleten gök gürültüsünün, taş taş üstünde bırakmayan depremlerin ya da geriye sadece küller bırakan volkan patlamalarının tek bir anlamı vardı: Tanrıların gazabı! Her şey günlük güneşlikken meydana gelen bu tür afetlerin başka bir açıklaması olamazdı. Gel zaman git zaman çağlar değişti. Bilim gelişti. İnsanlık evrildi. Doğal afetleri öfkeyle yan yana anan anlayış ise bir gram değişmedi! Öfkesi saman alevi gibi bir anda parlayıp sönenler için de sinirlendirmenin bedelinin sonradan anlaşılacağı sabır timsali kişiler için de türlü türlü yakıştırma mevcut. Bir bak bakalım, senin burcunun tepkisi hangi doğal afetle ilişkili?

Koç: Volkan

Koçların öfkesinden ne uçan kurtulabilir ne de kaçan! Bir kez bam tellerine basmaya gör, içinden bambaşka biri çıkar. Çok değil tabii, 5 dakika kadar! Hoş, öfkeden gözü dönmüşken önüne çıkanı buna pişman etmesi için bu süre ona yeter da artar. Dememiz o ki bir Koçu sinirlendirmeden önce iki kez düşünmek gerekir. Bir anda patlayıp dört bir yanı küle çeviren volkan gibi öfkesinin şiddetinden kaçabilmek çoğu kez mümkün değil.

Boğa: Deprem

Sorsak herkes Boğaları ağır başlı, sessiz sakin kimseler olarak bilir. Ne sesini yükselttiği ne de eften püften şeylere sinirlendiği görülmüş şey değil. Asıl bilinmesi gerekense sabır limitlerinin çok da zorlanmaması gerektiği. Sabrı taştıysa öfkesinden kaçabilmek asla ve asla mümkün değil. Sessiz atın çiftesi pek olur misali, karşısındakini doğduğuna pişman edebilir. Sessiz ve derinden gelip dünyayı yerle bir eden güçlü depremler gibi.

İkizler: Kum Fırtınası

İkizlerin doğasına dair tutarlı yorumlar yapabilmek her baba yiğidin harcı değil. Bilinmesi gereken temel şey de bir bakıma bu, ne zaman nasıl tepki vereceklerinin kolay kolay kestirilemeyeceği. Bir bakarsın sinirlenmesi gereken bir durumda güler geçer, bir bakarsın en ufak bir şey onu hiç olmadığı kadar gerer. Hiç belli etmeden bir anda ortaya çıkan öfkesi, gözün gözü görmediği şiddetli kum fırtınaları gibi güneşi bile ortadan kaldırabilir.

Yengeç: Tsunami

Yengeçlerin gen kodlarına işlenen duygusallık, yalnızca empatiden, merhametten ya da romantizmden ibaret değil. Nefret gibi kötücül bir duygunun da bin bir tonu bünyelerinde gizlidir. Her zaman sakin kalmaya çalışmalarına ya da insanlara karşı olabildiğince güler yüzlü yaklaşmalarına aldanmamak gerek, sabırları zorlandığında öfkeleri yıkıcı olabilir. Kimi zaman sessiz görünüp geri çekildiklerinde, önüne çıkan her şeyi yıkıp geçecek güçte bir tsunami gibi öfkesinin şiddetini herkese hissettirir.

Aslan: Orman Yangını

Aslanlar öfkeleri en net görülen burçlardan biri. Kükremesi yeter bir kere! Öfkesini tüm dünyaya cesurca duyurabilir. Haklılığından da tepkisinden de en ufak bir şüphesi yokken neyden çekinecek ki? Akılda tutulması gereken en önemli nokta ise onu sinirlendirdikten sonra geri dönüşün olmayacağı. Bir kere öfkelenmeye görsün, bedeli ne olursa olsun gözü bir daha bir şey görmeyecektir. Ani bir hızla yayılıp geriye sadece küller bırakan büyük orman yangınları gibi.

Başak: Çığ

Başaklar oldum olası abartılı tepkiler vermez, bir anlık kararla sonradan pişman olacağı işlere girişmez. İnsanlara ve olaylara olabildiğince soğukkanlı yaklaşırken, sakin görünen yüzlerinin ardında kafalarından neler geçiyor hiç kimse bilemez. Sinirlerini bozan bir şey olduğunda bile bir şey demeden önce içinde biriktirir de biriktirir. Karşısındakinin artık kredisi bittiğinde ise öfkesinden korunabilmesi pek mümkün değil. Küçük bir kar topuyla başlayıp, kimsenin karşı koyamayacağı bir raddeye ulaşan yıkıcı bir çığ gibi!

Terazi: Fırtına

Nezaket timsali Terazileri, öyle öfkeli bir biçimde bir tartışmada ya da bir kavgada boy gösterirken görmek yüzyılda bir gerçekleşen vakalardan biri. Sahiden sinirlendiyse de mutlaka vardır haklı bir sebebi. Tüm çözüm yollarının tükendiğini hissettiğinde susup susup bir anda patlayabilir. Ortada bulut yokken bir anda her şeyi enkaza çeviren beklenmedik fırtınalar gibi.

Akrep: Kasırga

Gizemli halleriyle Akrepler, hangi ortamda olursa olsun rengini belli etmemeyi şiar eylemiş kimselerden. Tepesinin tası attığı durumlarda bile farklı değil, en büyük tepkiyi sessizliğiyle verir. Gözlerinden ateş çıktığı o anlarda da zaten bir şey demesine gerek kalmadan karşısındaki muhtemelen korkup çekilecektir. Bir anda karanlığa gömülen gökyüzü ve yanıp sönen şimşeklerle ürkütücü bir atmosferin geldiğini haber veren korkunç kasırgalar, öfkelerini betimleyebilir.

Yay: Hortum

Öfkeli halleri en güç fark edilen burçlardan biri Yaylar. Mutlak iyimserliği ve güler yüzü ile ömrü hayatında bir kere bile sesini yükseltmemiş bir insan izlenimi verebilir. Oysa çoğu kez her şeye gülme eğilimlerinin ardında bozulmuş sinirleri saklı. İşler kendini tutamadığı bir noktaya ulaştığında ise artık kendini tutamayabilir. Tabii uzun bir süre için değil, çok geçmeden yine her şey süt liman haline geri dönecektir. Bir anda çıkıp ortalığı kasıp kavuran, geldiği hızda da kaybolan hortumlar misali.

Oğlak: Heyelan

Soğukkanlılıklarıyla nam salmış Oğlaklar, öyle eften püften şeyler için sinirlerini bozmaz. Mümkün mertebe sinirlerini ayağa kaldıracak ortamlarda yer almaz, boş insanlarla anlamsız tartışmalara girişmez. Sesinin yükseldiği durumlarda ise en ufak bir şüphe yok, mutlaka ama mutlaka bile isteye damarına basmıştır birileri. Kaya gibi sağlam dururken bir anda kopup derin izler bırakan heyelanlar, onların öfkesinden nasibini alanlar için yerinde bir örnek olabilir.

Kova: Göktaşı

Kovalara dair herkesin uzlaştığı bir konu var: Onlar bu gezegenden değil! Herkesten farklı düşünür, farklı hareket eder, farklı şeyler söyler. Duygularını belli ederken de bu durum böyle, öfkelendiğinde nedenini ya da zamanını çözebilmek ciddi anlamda maharet gerektirir. Bilinmesi gereken en temel nokta ise öfkelerinin hedefindeki kişiler, bir göktaşının bir anda dünyayı yok oluşa sürüklemesi gibi ne olduğunu anlamadan yaptıklarına pişman olabilir.

Balık: Sel

Her duyguyu iliklerine kadar hisseden Balıkları sinirlendirmek, bazen yapılabilecek en büyük hata. Üstelik öyle böyle değil! Çoğu zaman içlerinden çıkan öfkeye kendileri bile inanamayabilir. Naif ve hassas kişiliklerini tek kalemde unutturup, korkulan kimseler haline gelmeleri hiç de şaşırtıcı bir senaryo değil. Biriktirdiklerini misliyle ödeten halleri, yüklü bulutların dur durak bilmeksizin yağıp önüne çıkan ne var ne yoksa önüne katıp götürdüğü sellere neden olmasıyla aynı mantık!

ilk yorum

Bir Yorum Bırakın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir