Frida Kahlo’nun Dünyasından Burçların Payına Düşenler!

“Benim sürrealist olduğumu düşündüler. Yanıldılar, çünkü hiçbir zaman hayallerimi resmetmedim. Fırçam asla kendi gerçeğimden başka bir realiteyi boyamadı. Bu gerçeğin içinde hep aşk vardı”

Frida Kahlo, en derin duygularını, yaşamın ona yaşattığı kötü tecrübeleri, zihninin derinlerinde susuz bekleyen çiçeklerini, Diego’ya olan aşkında yeşertti! Doğmamış ve doğamayacak çocuklarını hiçbir zaman yuva olamayacak rahminde yaşattı, büyüttü. Çağa damga vuran eserlerinin yanında, ruhuna özgü bir ifade geliştirdi ve küçücük dünyasına koca bir galaksi sığdırdı. Öyle ki bizler için Frida’nın yarattığı dünyada her burç için etkileyici bir söylem bulmak hiç zor olmadı.

Koç    

Koç için hiçbir şey mağlubiyetten daha kötü değildir ve yaşamda sürekli artan bir ivmeye sahip olmak da bir o kadar önemlidir. Frida Kahlo; “Kötüyüm, git gide daha da kötü olacağım, bu bile bir şeydir, bir avantaj, bir zafer.” sözlerinde, yaşadığı şey her ne olursa olsun, o alanda en iyisi olmanın verdiği karşı koyulmaz hazzı ifadesine taşır ve Koç insanların duygularına tercüman olur.

Boğa  

John Locke, “her bebek doğduğunda işlenmeye, kendini sıfırdan inşa etmeye hazır boş bir levha olarak doğar” der ve bu düşüncesini “Tabula Rasa” kavramıyla ifade eder. Yetişkin bir insan olduğumuzda sahip olduklarımız tümüyle sonradan edindiğimiz, kendimize eklediğimiz etiketlerden ibaretken, biz onları doğum lekesi gibi görmeye başlar, vazgeçilmez sanır, yanılırız. Özellikle Boğa burçlarının sahip olmak konusundaki katışıksız ısrarına Frida Kahlo’dan mesaj var; “Bir noktada ise artık vazgeçmen gerektiğini anlamalısın.”

İkizler 

İkizler insanlarının isimleriyle müsemma çoklu karakterleri herkesin malumu. Ama bu sanıldığı gibi iki ayrı ruh yönetiminde olduğu için değil, daha fazlasını zihninde var edebildiği içindir. İkizler’in çoklu karar mekanizmasının temeli ruhunda değil, zihninde, hızlı düşünebilme handikabındadır. İkizler çok hızlı düşünür, çabuk üretir ve birçok şeyi aynı anda zihinsel olarak tüketebilir. Kimi zaman avantaj kimi zaman dezavantaj olan bu durum Frida’nın sözcüklerinde tam karşılığını bulur; “İçimde kırk kadın, kırkı da yabancı, kırkı da öteki”

Yengeç    

Yengeç geçmişinin üzerine kalın bir sünger çekip, bağlarını dev bir makas kesiğiyle tarihe gömmek istemez. Kimi insanlar sosyal ilişkilerinden beslenir, kimisi üretime katılımın verdiği hazdan, kimisi yaratmaktan, kimi sürekli yenilenmekten, Yengeç ise köklerinden beslenir. Yanar, yıkılır, enkaz olur! Zira duygularının bin bir tonu ona her defasında farklı bir deneyim yaşatır. Ama temelde Yengeç, salt mutlu bir yaşam kurmaya yeltenmez. Tıpkı Frida’nın “Tam acılarımı boğabildiğime inanmışken yüzmeyi öğrendiler. Bense bu hoş ve iyi his tarafından alt edildim.” sözlerini doğuran duygunun verdiği acı dolu haz gibi, Yengeç de gözyaşlarından beslenir.

Aslan 

Aslan burcu insanları gücün, liderliğin, özgüvenin temsili olarak yaşarlar. Bu tüm Aslan’ların dünyayı yöneteceği, yerel belediyesinde başkanlık koltuğuna oturacağı, her alanda en birinci gelip liderler grubuna katılacağı anlamına gelmez. Aslan sahip olduğu gücün farkındadır, gerektiğinde kullanmayı, sahip olduğu güven duygusuyla herkese örnek olmayı, içinde bulunduğu koşulları iyileştirip kendini yüceltmeyi başaracağı anlamına gelir. Her Aslan Frida’nın; “Kadınlar aslında fark ettiklerinden çok daha güçlüdür.” sözlerine gönülden katılır!

Başak

Başak yaşamını kocaman bir kaygı bulutunun içinde geçirir. Kendinden emin olmak konusunda oldukça çekimser davranır. Hep biraz eksik, yetersiz ve gerektiği kadar iyi olmadığını düşünür. Bu da Başak’ın dev bir kontrol mekanizması geliştirmesine yol aça! Başak özellikle toplumsal alanda fayda sağlayacak her işte gönüllü hizmet eder. Durmadan çalışır, didinir, kendini kusursuza eriştirmek için sürekli üretir. Frida “Nasıl olsa umutsuz olacağım, hiç olmazsa üretken olayım.” sözleriyle, Başak’ın yaşam mottosunu belirler.

Terazi

Terazi yaşamı sevdiği birinin eşliğinde yaşamak ister. Bu başka birine bağımlı olduğu, kendi başına var olamadığı anlamına gelmez. Yaşamda tercihini aşk dolu bir ilişkiden yana kullanmak hiç de şaşılacak bir şey değildir. İnsan daha çok sevdiğine uyum sağlamakta, seçimlerini tümüyle güvendiği ve kendinden öte beğendiği birinin seçimlerine eşleştirmekte bir sakınca görmeyebilir. Kimilerinin sandığı gibi bu durum hiç de zayıflık değildir. Bilakis çokluktur, çeşitliliktir, uyumdur! Çünkü Terazi “Seni kendi tenimden çok seviyorum.” diyen Frida gibi sever.

Akrep 

Akrep deşifre olduğu zaman yaşayamaz! Bu yüzden gerçek hislerini, derin duygularını ancak uğruna ölecek kadar sevdiği ve bir o kadar güvendiği insanlara açar! Akrep’in yaşamdaki misyonu durmaksızın dönüşmek, yok olmaya ramak kala yeniden doğmaktır. Gücü ise bilgidir. Bilginin güç olması için herkesten farklı bir bilgi dağarcığına sahip olması, biraz da karanlık tarafa yakın olması gerekir. Onun bildikleri dehlizlerde gizlenen, gecelerde istiflenen türdendir. Biraz yaşamsal, biraz tehlikeli! Ve Akrep karanlıkta görebildiği için var olur! Frida “Karanlığının içinde her şey olabilirim. Buna razıyım.” der, Akrep de ona eşlik eder!

Yay    

 

Yay’lar genelde kestirilemez insanlardır! Zodyak’ın en özgürü ve en deli cesuru olmak da bunu gerektirir. Onunki Koç’unki gibi bir cesaret değildir, daha çok korkusuzluktan kaynaklı, fazlaca riskli bir atılganlıktır. Özgürlüğü ise hiçbir bağın kendini kısıtlamasına göz yumamayacağı kadar kıymetlidir. Eş, arkadaş, aile, iş… hiçbiri onun biricik benliğinden daha önce gelmez. Yay tükenmez enerjisiyle kimselere ayak uyduramaz, kimi zaman kendi adımlarını takip ederken ayaklarına basar, uçmaya başlar! Sanırız bu anlamda Frida ile aynı imalı soruyu sorar; “Ayaklar, uçmak için kanatlarım varken sizi neden arayayım?”

Oğlak 

Oğlak çok erken yaşta alır büyük kararlarını ve boyundan büyük ideallerini geleceğe çiviler! Uzunca yolunda atılacak tüm adımlarını önceden belirler ve tüm yaşamını sarsılmaz bir kararlılıkla amaçları yolunda yürümeye adar! Bu yüzden de planlarındaki en ufak bir şaşmanın tüm yaşamını alt üst edeceğini düşünüp, akış dışına çıkmaz, değişime sıcak bakmaz! Ama Frida Oğlak’lara o günlerden bir mesaj yollar; “Hayat bazen planlarını değiştirebilir bu kötü bir şey olmak zorunda değil.”

Kova  

Aşk, hiçbir zaman Kova’nın yaşamında önceliklendirilmemiş, belki ki “aşk” diye bir duygunun varlığı dahi kabul görmemiştir. Zira aşk, tüm gerçeklikten uzakta, kişilerin öznel duygularına göre değişiklik gösteren, kesinliği olmayan, oldukça soyut hislerin temsil ettiği bir duyguyken, Kova mantıklı olanı seçer! Bir de Kova’nın, yerine hiçbir şeyi koyamayacağı idealleri vardır. Sosyal çevresinde ve duygusal ilişkilerinde birinci önceliği ideallerini anlayanlar ve ona eşlik edenler alır! Kova, Frida ile aynı görüşü paylaşır; “Düşüncelerime ve değerlerime değer vermediğin için aşktan vazgeçtim.”

Balık  

Balık insanları yaşamlarını, sıradan insanların onları kendi sıkıcı dünyalarına çekiştirmesine karşı koyarak geçirirler. Şanslı olanlar sınırlarını kolay çizer, çevrelerini saran ılımlı insanların serbestliğinde kendilerine ait bir dünya kurar ama kimileri anlaşılamadıkları bir dünyada hiçbir yere ait olamadan yaşar! Balık’ın fikirlerine, hayallerine ulaşılamaz gözüyle bakan, masalsı oldukları gerekçesiyle duymazdan gelenler, yaşama tümüyle kendi dünyalarının küçük pencerelerinden bakarlar. Oysa Frida Kahlo’nun; “Rüyaları ve kâbusları resmetmedim. Onlar benim kendi gerçeklerimdi.” sözlerinden de açıkça anlaşıldığı gibi; Balık kendi dünyasında yaşar!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir