Burcuna Göre Prenses Diana Sözleri

Tüm dünyanın naklen izlediği dillere destan bir düğünle dünya evine giren Prenses Diana, hayat boyu sürecek bir mutluluk umuduyla evliliğe evet derken henüz 20 yaşındaydı. Protestan ve soylu bir aileden gelmesi hasebiyle Kraliyet ailesi tarafından en uygun eş adayı olarak görülmüş ve çalkantılı aşk hayatıyla gazetelere manşet olan 30 yaşındaki Prens Charles için en iyi seçim diye nitelendirilmişti. O her şeyden habersizken evliliğinin ilk yılları yasak aşkın gölgesinde çatırdamaya başladı, 3 kişilik evlilikte her şeyi sineye çekti, kendini çocuklarına ve halka adadı. Mutlu sona erişemese de gönüllerin prensesi olmayı başardı. Erken yaşta hayata veda ederken arkasında herkese ilham olacak bir yaşam bıraktı ve sözleriyle hafızalara kazındı.

Koç

“Rahatsız edici rahatsızlıklarla rahat edemezsiniz” diye ne güzel demiş Prenses Diana. Hemen parlamamalı, sakin kalmalı, sabrı elden bırakmamalı iyi hoş da nereye kadar? Rahatsızlığını dile getirmeden ya da tepki göstermeden sonlandırmak nasıl mümkün olabilir, biri söyleyebilir mi Koça? Hayata dair öğrendiği bir şey varsa o da sustukça hiçbir şeyin sona ermeyeceği. Bir sorun varsa çıkıp mertçe söylenmeli, gerekiyorsa da mücadele edilmeli. Koçlar hiçbir şeyi sineye çekmez, bu da böyle bilinmeli.

Boğa

“Herhangi bir beklentiye girmeden bir iyilik yapın. Bir gün birinin aynısını size yapabileceğine inanın.” Böyle bir harekete nasıl da ihtiyacımız var. Özellikle de iyi niyetin esamesinin okunmadığı bu çağda. Güvenilirliği ve sadakati ile bir Boğa yaptığı hiçbir iyiliğin arkasından alkış beklemez. “İyilik yap denize at, balık bilmezse Halik bilir” derler ya. Onlar ellerinden geleni yapar, sonra yoluna bakar. İyilikleri dönüp dolaşıp geliyorsa ne âlâ, neden gelmiyor diye dövünmez asla.

İkizler

“Ne olduğunu bilmiyordum. Ama gittiğim yerdeki arkadaşlarımdan farklı olduğumu biliyordum” sözü Prenses Diana’dan önce milyonlarca İkizlerin ağzından çıkmış olabilir. Sıradanlıktan olabildiğince kaçınan ve alışılmadık olana karşı koyamadıkları bir ilgi duyan İkizler, farklı olmak için farklı olmaz hiçbir zaman. Onların eksantrik halleri doğuştan! Girdikleri her ortama neşe katmaları ya da ilgi odağı olmaları da bundan.

Yengeç

“Bir annenin kolları geri kalan herkesten çok daha rahattır.” Çocuklarına aşkla bağlı olan Prenses Diana kadar Yengeçler de yakından bilir bu hissi. O koku, o saçlarda dolaşan eller, o dinginlik… O an tüm dünya bile karşılarında olsa hepsi silinir giderdi. Tarifi olmayan bu huzuru bir annenin kollarından başka kim verebilir ki? Şefkati, merhameti, anlayışı annesinden miras alan Yengeçlerin ailesine herkesten çok değer vermesinin nedeni de bu belki.

Aslan

“Ben insanların kalbindeki kraliçe olmak istiyorum, bir ülkenin kraliçesi değil.” Kraliyet koltuğunda otururken bu sözleri sarf edebilmek başlı başına cesaret işi. Prenses Diana’nın tavrı da tam olarak burada gizli. Doğuştan gelen yapay saygınlığı değil, insanların kalplerindeki sıcacık sevgiyi tercih ederdi. Tıpkı Aslanlar gibi! Yüreklerinin derinliklerinde bitmek bilmez bir sevilme isteği duyan Aslanlar, ne yaparlarsa yapsınlar önce insanların kalbinde yer edinmeyi arzular.

Başak

“Pahalı hediyeler istemiyorum. Bir şeyler satın almak istemiyorum. İstediğim her şeye sahibim. Sadece birilerinin bana kendimi güvende hissettirmesini istiyorum” sözüyle Prenses Diana, Başakların hislerine tercüman oldu sanki. Bitmek bilmez şüpheden, rahatsızlık hissinden, eleştiriden oldum olası nefret etse bununla yaşamayı öğrenen Başaklar, sevdiklerinin yanında hepsini zihninden silebilmeyi diler. Geri kalan her şey onun için sadece formaliteyi ifade eder.

Terazi

“Hayatınızın aşkını bulduysanız, tutun onu ve bir daha asla bırakmayın” sözü Prenses Diana gibi Terazilere de öyle çok şey ifade ediyor ki… Hayatlarına girip hiçbir şey olmamışçasına çıkıp gidenlere tanıklık ettiler çokça zaman. “Ölümüne seviyorum” diyenler bile gitti, sonra ne arayan oldu ne de soran. Onların gözünde gerçek aşkın kıymeti paha biçilemez bu yüzden. Kalplerini hızlandıran bir kişiye sıkı sıkıya bağlanır, bırakmazlar hiçbir zaman.

Akrep

“Mutlu olduğunuz sürece çok şeyi affedebilirsiniz.” Prenses Diana’nın bu sözü Akrepler için imkansızı ifade etti çoğu zaman. Üzerinden bin yıl geçse de kendisine yapılanı kimselerin yanına bırakmadıklarından, affetmek gibi bir eyleme girişmeleri mümkün değildi. Oysa affedilmeyen şeyleri kalbe yük etmek, sadece kişiyi daha uzun süre mutsuz ederdi. Affı olmayan mutsuz eder, mutsuz oldukça da affedemezdi bir kısır döngü misali. Oysa affetmek, mutluluğa giden yolun kestirmesi.

Yay

“Hayatı asla kitabına göre yaşamıyorum. Beni kalbim yönlendiriyor, aklım değil.” Prenses Diana’nın hayatını ifade eden bu söz, Yayların mottosu olabilir. Başkalarının koyduğu kurallara uyup onların istediği tarzda yaşamak ya da kendini sınırlandırmak Yayların doğasına aykırı. Akıllarına eseni yapabilmeli, kalbinin sesini dinleyip gönlünce hareket etmeli. Herkes mantığın sesine uyup birbiri gibi yaşasa kim bilir bu dünya nasıl sıkıcı bir yer haline gelirdi?

Oğlak

“İnsanlar günün sonunda bir adamın tek yanıt olduğunu düşünür. Oysa tatmin edici bir iş yapmak benim için daha iyi.” Oh be, sonunda Oğlaklar gibi düşünen biri! Başkalarına sorsan hayatın anlamı aşk ya da evlilikti. Kimsenin hayata geliş amacı aynı değilken neden herkese verilir aynı mutluluk reçetesi? Onlara göre mutlu olduğu bir işle hayatını devam ettirmek de en az sevmek, sevilmek kadar değerli. Mutluluğa eriştikten sonra neyin aracı olduğu ne fark eder ki?

Kova

“Özgür bir ruh olmayı seviyorum. Bazıları bundan hoşlanmıyor ama beni ben yapan özelliğim bu” sözünü dillendirdiğinde Prenses Diana, kimileri oturduğu yerde gerim gerim gerildi. Keşke onlar da Prenses Diana kadar cesur olup, hayatını özgürce yaşayabilseydi. Kovalara göre de en büyük kötülük insanın korkularına sarınıp, oturduğu yere gömülerek hayatının en güzel yıllarını israf etmesi. Kendileri istediği gibi yaşarken başkaları şunu demiş bunu demiş ne fayda, onlar çoktan keşfetti mutlu oldukları özelliklerini.

Balık

“Çağımızın en büyük hastalığı, sevgisizlik.” Bir söz günümüzü bu kadar kısa ve net bir şekilde özetleyebilirdi. Kimsenin kimseyi sevmek ya da anlamak için zaman ayırmadığı bugünlerde sorunu görebilmek öyle değerli ki. Nitekim hastalığın tedavisi için önce teşhis gerekli. Balıklar bunu diye diye dillerinde tüy bitti. Sevgi, dünyadaki her sorununun çözümü olabilir. Herkes birbirini dinleyip, anlamaya vakit ayırabilirsin yeter ki.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir