Burcuna Göre Hangi Efsane Film Repliğisin!

Hala siyasette, magazinde, günlük yaşamda kendine yer bulan, yıllar önce söylenip oracıkta havaya uçmayan Türk Sineması’nın efsane repliklerinde sıra! Peki Türk Sineması’nın hangi klasikleşen, dillerden düşmeyen repliği seni anlatıyor?

Koç: “Dayak nedir? Neden atılır!”

Osmanlı tokadının piri, uçak tekmenin uzman kişisi, kavgaların daimi bekçisi, aranan ismi Koç, dayak konusunda Tedx konuşması yapacak kadar uzmandır. Çok deneyen mi bilir, çok okuyan mı derseniz? En çok içinden gelen bilir deriz, bu konuda uzanan tüm mikrofonları konunun uzmanı olan Koç’a havale ederiz!

Boğa: “Kovmirem ulan kovmirem!”

Canınız istediğinde Boğa’nın sabrına güvenip istemediğinde sabrının sonunu talep edemezsiniz! Üç kere söylemek, başının etini yemek, aksi yönde karar vermesi için elinizden geleni ardınıza koymamak gibi yıldırıcı eylemler Boğa’ya vız gelir, tırıs gider! Boğa sabır göstermek istiyorsa, tüm gayretler boşuna gider!

İkizler:  “Ben cinayet işleyebilirim ama asla katil olamam!”

İkizler canı ister gözü kara bir vahşi olur, canı ister hümanizm bayrağını eline alıp ben yapmadım diye haykırır! Adında ikilik olanın sözünde teklik beklenmez, iki ruhun olduğu yerde tutarlılık gözlenmez! “Asla yapmam ama bu bazen yapmayacağım anlamına gelmez” diyen bir İkizler kendince haklı olabilir! Birini öldürüp katil olunmaz diyorsa da olunmuyordur! Kafa karıştırmayın işte, İkizler ne diyorsa o!

Yengeç: “Nasıl etmem memur bey biz sevişiyoruz!”

“Hani benim elektrikçim” der balkonda cilveleşir abisine yakalanır, elma yanaklı hurdacının ardından bülbül gibi şakır! Yengeç evliliğin kerametine kapılır, eş adaylarına kur yapmaya bayılır. Ne yapıp eder, selvi boylu yarini silah altında da olsa nikah masasına oturtur! Ama olmayınca olmaz, gönlü başkasında olan selvi boylu kafesten uçar gider!

Aslan:  “Binicem üstüne vurucam kırbacı!”

Aslan’ın bu dünyada isteyip de alamadığı, kafasına koyup başaramadığı ne ola ki? Fıstık benim olacak diyorsa olur, zengin babasına güveniyorsa istediği her şeyi alır, Aslan’ı da her koşulda zenginlik bulur, malının bereketi olur! Malum Yeşilçam’da mağdur kazanır, Aslan filmde de olsa, bu kez avucunu yaladığıyla kalır!

Başak: “Seni hiç sevmedim süt oğlan!”

Başak’ın kıl olmadığı, tipinden, kaşından, gözünden nem kapıp gıcık kapmadığı insan nerede bulunur! Zira baştan ayağa dört dörtlük dediği, asırlardır sakladığı övgülerini tozlu sandıklardan çıkarıp vermeye değer birilerine rastladığı pek nadirdir! İnsan beğenmeyen, sevmediğini sevmeyen Başak iş başında, süt oğlan dünyadan bihaber yaşam telaşında!

Terazi: “Bilemiyorum Altan bilemiyorum!”

Belki de Terazi kafa karışıklığı ya da içinde bulunduğu kararsızlıklar yüzünden taleplerini açıkça dile getirmiyor, belki de yanlış yolu seçmekten korkuyordur. Uğruna mücadele ettiği, doğru bildiği düşüncenin bir anda yanlış olduğunu fark ettiğini ya da öylece yeni bir fikre kapıldığını düşünsenize, ne büyük hüsran ama! Yani en iyisi; “bilemiyorum Altan bilemiyorum” deyip sorumluluğu üzerinden def etmek!

Akrep: “Yanıyosun Fuat Abi!”

Ateşi başından tüten, dumanı üstünde gezen, girdiği yeri kırmızı loş ışıklara bezeyen Akrep’ten başka kim ola ki? Tabi Akrep Fuat abi kadar saf olmayacak, yürüyen dolaplara aldanmayacaktır ama! Kim bilir aşk gözünü kör eder, stratejik düşünebilme kabiliyeti gözünü bürüyen sevgiyle alır başını gider, Akrep’in başı yansa ruhu duymaz!

Yay: “Tutmayın küçük enişteyi, salıverin gitsin!”

Yay öfkelendiğinde tam bir küçük enişte olur! O vaziyete gelen, ansızın kafası atıp şarteli patlayan Yay’ı da tutabilene aşk olur! İyisi mi önünde nasılsa devireceği duvarlar örmemek, elini kolunu tutmaya davranıp öfkesinden nasibini almamak! Böyle durumlarda bırakın Yay iplerini koparsın, tsunami olup taştığı yerleri sular altında bıraksın! Tutmayın küçük enişteyi ne istiyorsa yapsın 🙂

Oğlak: “Tükür ulan babanın suratına!”

Oğlak’ın itibarı tehdit edilecek, eşi başkalarıyla gününü gün edecek, o evde oturup minik oğluyla eşinin yuvasına dönmesini bekleyecek! Ne büyük iyimserlik ama! Yay prestijini sarsacak, planladığının dışında bir hayata doğru kontrolsüzce yelken açmasına yol açacak hiçbir ihtimali kendi haline bırakmaz, herkesi yanına almadan da bu meseleden sus pus ayrılmaz! Çocuğunun bir tükürüğünü almadan da huzura ermez!

Kova: “Onlar sendikalı! Ben de Harranlıyım!”

Sendikanın faydasını ilk yevmiye gününde anlayan, henüz sendika ile tanışmadığı için, sendikayı bir tür memleketçilik sanan, canımız Şaban bilse örgütlenmez mi? Emeğini başkalarına yar eder de sessizce lokmasının önünden alınmasını bekler mi? Beklemez! Kova açılan arayı çabuk kapatır, bugün Harran ile idare etse de yarın Sendika köylülerin arasına karışır!

Balık: “Sen de mi kaçtın Mahmut Hoca!”

Kaçak hababamın firar tünelinin ucu Mahmut Hoca’ya çıkarsa, ilk firari de Şaban çıkarsa ne olur? Şaban Mahmut Hoca’nın okulu kırdığını düşünüp şaşkınlığa uğrar mı mesela? Yoksa yakalandığını düşünmek neden aklına gelsin ki? Orası kaçanların çıktığı yerdir sonuçta. Mantık doğru. Orada kim varsa belli ki okulu kırmış, kaçmıştır!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir