Burcuna Denk Düşen Aşk-ı Memnu Repliği Hangisi

Aşk-ı Memnu’nun izlenme rekorları kıran “veda” bölümünün ardından neredeyse 10 yıl geçti. Dizinin takipçilerinin diline pelesenk olan çok sayıda replik ise hâlâ hafızalardan silinmedi. Her yıl yayınlanan tekrar bölümlerinin etkisi vardır belki ama şüphe yok ki asıl gücü yıllar geçse de eskimeyen hikayesi. Unutulmaz replikleri senin için bir araya getirdik ve burçların özellikleriyle eşleştirdik. Bir bak bakalım, senin burcunu anlatan en iyi replik hangisi?

Koç: “Ne kadar sürecek bilmiyorum ama müziğimiz kesilmeden çekilmeyeceğiz sahneden bunu biliyorum.”

Koçlar, duygularına ket vurmayan burçlardan biri. Aklına bir şey koyduysa düşünmez öncesini ya da nereye gittiğini. Aşklarında da dürüstlükle konuşur her şeyi, küçük hesaplarla ağına düşürmez kimseyi. Bir anlamda Behlül ve Bihter ilişkisi gibi. Hislerine teslim olduktan sonra düşünecek bir şey kalmamıştır sanki. Sonunu düşünmeksizin aşkın rüzgarına bırakır kendini ve bir kez olsun bakmaz geri.

Boğa: “Bihter Ziyagil’im ben. Firdevs Yöroğlu’nun kızıyım. Kimse ayaklarının altına alamaz beni. Kimse canımı acıtamaz. Gayet iyiyim ben. Teselliye ihtiyacım yok benim.”

Boğaların göbek adlarında daima dayanıklılık yazar. Neyle karşılaşırlarsa karşılaşsınlar, ne yaşarlarsa yaşasınlar, mutlaka bir şekilde altından kalkarlar. Düşse bile kalkıp yoluna devam etme gücü onların kanında var. Nihal’in düğününün arifesinde Bihter’in Firdevs Hanım’la yaptığı konuşmada dediği gibi, o da hiç kimseye ezdirmez kendini. Canını acıtabilecek bir şey neredeyse yok gibi, yaşadıklarının ardından öyle kalınlaşmıştır derisi.

İkizler: “Bihter neyi itiraf edecek Firdevs Hanım? Behlül’le ne ilgisi var?” 

İkizlerin gen kodlarına işlemiştir nereyse merakları ve öğrenme istekleri. Gizli kapaklı bir şeyler dönerken etrafında bir olsun yerinde oturamaz ki. Merakı yiyip bitirir içi içini. Nihal’in düğüne saatler kala her şeyi bırakıp, koşa koşa Ziyagil yalısının merdivenlerini tırmanması gibi. Karşısına çıkan ilk kişiye sorar ne olup bittiğini. Hatta bununla yetinmez, ipleri eline alır olayı kendi aydınlatır usta bir dedektif misali.

Yengeç: “Nihal tek nefeste sönüverecek bir çiçek, peki ya Bihter?”

Yengeçlerin ikili ilişkilerinde karşısındakinden yalnızca tek bir talebi var genelde. O da el üstünde tutulmak girdiği kalpte. İkinci ya da üçüncü planda kalmak için başlamıyor sonuçta hiçbir ilişkiye. Böyle bir izlenime kapıldıysa da kendi köşesine çekilip olan biteni kabullenecek değil en nihayetinde. Bihter’in Behlül’e siteminde olduğu gibi soruverir açık yüreklilikle, kendisine ikinci sıraya düşüren kişilerden eksiği ne?

Aslan: “Katya! Portakal suyumu getir!”

Çoklarına göre Aslanların en yaka silktiren huyları, buyurganlıkları. Onlar baş köşeye geçip keyif çatarken, herkes çevrelerinde pervane olmalı. Hatta mümkünse ayak işlerine koşacak bir yardımcısı bile olmalı. Ee, sonuçta onlar Zodyak’ın kralı! Bir şeyler emretmek de en doğal hakları. Firdevs Hanım gibi beğeni dolu tüm gözleri üzerinde toplarken, Katya gibi bir yardımcı da her daim arkasını kollamalı.

Başak: “Sana bu seneki hediyem bu olsun. Ömür boyu uzaktan bakacaksın bana. İyi seneler…”

Başakların ne aşklarında ne de günlük ilişkilerinde eyvallahları yok kimseye. İkinci şansa gerek duymaksızın yol verirler, kendilerini hak etmeyenlere. Pişman olup kapılarını çalsalar ne fayda, o gemi artık kalkmıştır bir kere! Şimdi üzülüp, yansınlar dertlerine. Bihter’in Behlül’e unutulmaz yılbaşı hediyesi gibi, onlar da sadece ömür boyu uzaktan bakmayı yakıştırırlar eski sevgililerine.

Terazi: “Hiçbir zaman eskisi gibi olmayacak belki, hiç olmamasından daha mı iyi peki?”

Sosyallikleriyle nam salmış Terazilerin etrafı hep insanlarla çevrili. Nedeni üzerine çok düşünmeye gerek yok; samimi, ince düşünceli ve zarif kişiliklerinin sonucu tabii ki. Bir başka sebebi de gönüllerinde herkese sonsuz kredi vermeleri. Tıpkı aşk hayatlarında olduğu gibi. Birini hayatından çıkarmak yerine yeni bir şans vermek daha iyi bir şeye kapıyı aralayacak belki. Üstelik hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı düşüncesi, sahiden hiç olmamasından daha mı az acı verici?

Akrep: “Gözlerin, dudakların alev alev çağırıyor yangınlara. Öyle bir şey var ki sende çözemediğim, insanı çılgınlıklara sürüklüyor.”

Tanımayanlar için Akrepler uzaktan ağır başlı ve oturaklı kimseler gibi görünebilir. Doğruluk payları olmakla birlikte içlerinde bin bir türlü arzu gizlidir. Üstelik duygularının şiddetinden korkmak yerine sınırlara meydan okumak gibi bir görevi de çoğu zaman rahatlıkla üstlenir. Bihter ve Behlül’ün yasak aşkında olduğu gibi tutkuları kontrolü ele aldığında, çılgınlık boyutuna varabilecek adımları gözü kapalı atabilir.

Yay: “Behlül kaçar.”

Enerjik halleriyle beş dakika yerinde duramayan Yayların ne sıkıcı aile toplantılarında ne de boğucu misafir ortamlarında yeri var. Şöyle bir görünür, ardından da sempatik birkaç sözle kimselerin tepkisini çekmeden kolayca kaçar. Sorumluluklardan girilip, dünya meselelerinden çıkıldığı insanın ruhunu darlayan sohbetlerde gerçekten ne işi var? Tıpkı Behlül gibi afili bir şekilde vedasını yapar ve Yay kaçar!

Oğlak: “Sen Bihter Ziyagil’sin. Aptallık etme!”

Yakın çevresinin nazarında Oğlaklar, adeta eşi bulunmaz birer akıl hocasıdır. Bir derdi olan ilk ona danışır, içinden çıkılmaz sorun yumağına dolananlar hemen onun yanına yanaşır. Haklılık payları da yok değil, Oğlaklar herkese profesyonel bir şekilde yardımcı olmaya çalışır. Çoğu zaman da önerileri kurtuluş yoluna açılır. Göz göre göre yanlış yapanları da gördüğünde dayanamaz, Firdevs Hanım gibi kim olduklarını hatırlatır ve aptallık etmemeleri konusunda uyarır.

Kova: “Tabii siz anneleri tarafından size emanet edilen çocuklara her bakımdan yetersiz gördüğünüz bir kadının annelik etmesine şiddetle karşısınız ama…”

Kovaların kimsenin lafının altında kaldığı görülmedi bugüne kadar. Aksine çoğu zaman kendisi birilerine laf çakar. Anlayan anlar, anlayamayan bön bön bakar. Açık sözlülük zaten onların doğasında var. Bihter’in Matmazel’i dumura uğrattığı o unutulmaz sahnedeki gibi Kovalar da içinde tutamadıklarını filtrelemeye ihtiyaç duymadan karşısındakinin yüzüne çarpar.

Balık: “Ölüyorum, anlasana! Gözlerimin önünde birbirlerini seviyorlar. Ben işkenceler içinde kıvranırken, onların mutluluğundan ölüyorum.”

Balıkların derin duygu denizinde yasak ya da platonik aşkların bini bir para. Kimselere demeden ne sevdalar başlar, ne de ayrılıklar yaşanır iç dünyalarında. Aşık olduğunda pür neşe bakar hayata, platonikten öte bir yere varamadığında ise başlar acılar içinde kıvranmaya. Hele ki sevdiği kişi bir başkasına aşk dolu gözlerle bakıyorsa! Bihter’in Firdevs Hanım’ın kucağında ağladığı o sahnede olduğu gibi kapılabilir gözyaşlarına.

ilk yorum

Bir Yorum Bırakın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir