Burçların “Oh be!” Dediği Anlar!

Bazen iş yükünün altında ezilir, tatillerce dinlenmeyi bekleriz! Hayallerimiz yeşerir, rüyalarımız şenlenir! Gece sabaha varıp sorumluluklar kapıya dayanınca, toz bulutu gibi düşler uçup gidiverir! Ama bir an gelir ki herkes gönlünün istediği, huzuru bulduğu yerde alır soluğu ve “Oh be! Dünya varmış” deyip, yaslanır arkasında. İşte burçların tam da o anlarında sıra!

Koç     

Enerjiden kabuğunu çatlatmak üzere olan Koç yüreğini söküp atmak üzeredir. Belki siniri tepesine, canı burnuna çoktan gelmiştir! Kilometrelerce maraton koşsa, taklalar atıp yerinde duramasa, önüne gelene öfkesini kusup rahatlasa işte o an bomboş bir zihin ve nihayet tükenmiş bir enerjiyle uzanır boylu boyunca! Ardından gelen “Oh be!” unutulmaz ömür boyunca!

Boğa    

Koşuşturmaların içinde oradan oraya savrulmuş, bırakın gönlünce uzun zamanlar masalarda geçirip karnıyla birlikte ruhunu doyurmayı, kısacık bir an olsun bulamamıştır iki soluk almaya! Hafta sonu geldiği anda, üşengeç denen Boğa, hazırdır huzura uzanan uzunca bir yola! Ve günün sonunda, rüzgarla sallanan hamağında, engin denizlerin kıyısında, bir “Oooh!” da Boğa’dan duyulur en keyifli anında!

İkizler  

Günlerdir merakından çatlamış, çalmadık kapı bırakmamış ne ser veren bulmuş ne sırrın hikmetine erebilmiştir gün boyunca. Erişemediği bir bilginin muhteviyatına olan derin merakı, uzunca bir sohbette, işin aslını astarını öğrenmeden diner, İkizler yolundan geri döner mi? Asla! İşte o an! Mesele nihayet aydınlığa kavuştuğunda, günlerin uykusuzluğu bastırır bir anda, derin bir uykuya dalmadan İkizler de derin bir “Oh” çeker gönül rahatlığıyla!

Yengeç

Dünyalar kadar sevgisini insanlara sunmaktan ne kadar keyif alsa da sonunda pili bitmiş, herkesin derdine koşup, sıcacık aş, mis gibi yatak, şefkatli bir kucak olmaktan, koca bir ailenin sorumluluğunu taşımaktan bitkin düşmüş, herkes adına düşünmekten zihni alarm durumuna geçmiştir Yengeç’in. Açık denizin ortasında, kimselerin olmadığı, zihninin sular kadar berrak olduğu o anda, Yengeç’ten suların derinlerine gömülen harika bir “Oh duyulur!”. Dünya varmış be!

Aslan   

Onun ihtiyacı, bunun keyif alanı, ötekinin arzusu, berikinin pek mühim ricası derken elinin bolluğunun ayarını kaçırmış, cömertlikten varını yokunu savurmuş, nihayet meteliksiz kalıp, kapana kısılmış hissine kapılmıştır Aslan. Yüzünü eğip, boynunu büküp ne birinden borç isteyebilir ne halinden kimselere bahsedebilir. O gün gelip cebi yeniden dolunca, saçmak için yeni bir doğunca, Aslan’ın gizli “Oh”unu kimseler duymasa da içi bir güzel rahatlar.

Başak  

Binlerce insanın soluk aldığı mekanlarda bulunmuş, kim bilir kimlerin ellerini sürdüğü eşyalara tüm gün mecburen defalarca dokunmuş, şehrin tozunu toprağını üstüne toplamış, bunaldıkça bunalmıştır Başak! Kolayını bulsa kendini hamamlarda kırklamadan evine gelmez de her gün de hamam sefasına fırsat olmaz! Ama kendini güç bela evine atıp, mis gibi duşunu alıp, tertemiz koltuğuna rahatça oturduğunda, önce derin bir nefesle kokusunu içine çeker, sonra derin bir “Oh” çeker Başak!

Terazi  

Sesler yükselmiş, adrenalin bedene hücum etmiş, kimin kime saldırdığı dahi çoktan unutulmuş, koca bir kaos herkesi içine çekip, ortamın havasını olabildiğince gerilimli bir hale getirmiştir. Terazi tedirgin, Terazi huzursuz, herkesin barut gibi olduğu o anda ne gelir elinden? Birkaç deneme yapsa da arabulmak için ne sesini duyurabilir ne sözünü geçirebilir. Ama sinirler yatışıp ortalık süt liman olduğunda, Terazi’nin de huzur saati başlar, keyifli bir “Oh” ile hayat kaldığı yerden devam eder.

Akrep  

Kim bilir ne tür bir ihanete uğradı, nasıl bir yalanı su yüzüne çıkarıp, kulisten dedikodular aldı da dişlerini bileyip, intikam yeminini suya katık edip içiverdi! Artık Akrep’in aklında tek bir hedef, yüzünde sonu görene dek aynı ifade vardır! O intikam ne gerekiyorsa yapılır ama tez elden alınır. Tam da o an! Düşmanını bertaraf edip, içine serin sular serpen Akrep; o huzurlu “Ohhh”u dünyalara değişmez.

Yay       

Dünyalar rahatı Yay’ın daha da rahat olması için nasıl bir an yaşaması gerekir bilemedik? Ne sorunları zihnine yük, içine dert eder, ne canının sıkıldığı yerde oflasa da sabreder! Yay çabuk sıkılan, neşesini çabuk bulan, enerjisi hep tavanda yaşayan, kıpır kıpır bir insandır. Gezmesine tozmasına engel olacak mesele doğmamış, doğrulmamıştır!

Oğlak   

Yapılacaklar listesi metrelere varmış, iki kolum var deyip pes etmek yerine dört koldan çalıştığı bir performans yaratmış, gecesini gündüzüne katıp, canı pahasına kendini işine adamıştır Oğlak! Bu kez zaman Oğlak’ın peşine düşmüş, koşullar tersine dönmüştür. Tüm işlerin başarıyla tamamlandığı o anda, güzelce bir “Oh” çekmeyi Oğlak’tan daha çok hak eden var mıdır? İnsafa davet ediyor, bu emeğe az bile diyoruz!

Kova    

Bireysel alanlarında özgür olmak için dirense de Kova, kendi yaşamından gelenekleri çoktan çıkarıp atıp ilerici bir bakış açısı kazandığını zannetse de çağının çok ötesinde bir yaşam düşlese de çevre baskısı, annenin süt hakkı derken Kova yine sınırlanır, yine kısıtlanır. Kova’nın tüm sınırlarının ortadan kalktığı, tamamen hür iradesiyle yaşamaya koyulduğu o anda; Kova’dan da gönlünce bir “Oh” duyulur!

Balık    

Dünyanın kalabalığından bunalmış, zihni çoktan pazar yerine dönmüş, mantıklı gerekçeler içinde yaşam alanı sıkışıp kalmış olan Balık, nerelere kaçsa da yalnızlığına kavuşsa diye koca gün düşünür durur! Sorumluluklar üstüne üstüne gelmiş, Balık yükün altında ezildi ezilecek hale gelmiştir. Nihayet evinin kapısından attığı ilk adımla kendi galaksisine usulca süzülür ve “Ohhhh” deyip, rüyalara dalar!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir