Burçların En Klişe Cümleleri!

Milyon beş yüzüncü kez aynı insanın ağzından duyduğumuz yapışık söz öbekleri vardır; anneler söyler mesela; “Ben sana değil çevreye güvenmiyorum!” ya da çocuklar söyler; “Benim babam senin babanı döver!” bazen de balık etli kardeşler söyler; “Su içsem yarıyor!”. Bu klişelerin asırlarca varlıklarını sürdüreceği konusunda hiçbirimizin endişesi olmadığına göre; başlayalım burçlar özelindeki klişe cümlelerini tespit etmeye!

Koç       

Koç’un destursuzluğunu, düşünmeden, yeterince akıl yürütmeden girişimlerde bulunmasını, başına gelecekleri aklına getirmeden tehlikelere atılmasını eleştiren çok olur! “Bir dur düşün, ondan sonra hareket et!” derler de Koç yine burnunun dikinden vazgeçmez, aklına düşeni aniden yapmak konusunda engel tanımaz! Ve son derece özgüvenli bir duruş eşliğinde der ki; “Sonunu düşünen kahraman olamaz!”

Boğa    

Boğa keyfine tembellik denmesine, emin adımlarının hantallıkla itham edilmesine pek kızar, biraz da gücenir ama tüm bunlar kısa sürer, hemen kurduğu harika sofralarda lezzet şölenine dalar, her şeyi unutur. “Biraz kilo mu aldın bu ara? Spora mı başlasan acaba?” diyenlere; “Yıllardır aynı kilodayım, kilo değil o, kemiklerim kalın benim!” der. Yersen!

İkizler  

Sohbetin kralı, muhabbetin vazgeçilmezi denince akla İkizler gelir. Zaten uzunca sohbetlere koyulabileceği, keyifle bilgisini paylaşabileceği türlü arkadaşı da vardır. Meraklıdır İkizler, çok okur, çok gezer, çok konuşur, her yerden zihnini bir güzel doldurur. Bir şeyi derinlemesine bilmez ama her şeyden biraz bilir. Çok konuşup fazla savurana da diyecek sözü elbet vardır; “Ağzı olan konuşuyor!”

Yengeç

Dünyalar klişesi bir cümlede sıra! E geleneklerine bağlı, aile mirasını koruyup rutinlerini devam ettirmek konusunda da gönüllü burç Yengeç olunca asırlar devirmiş, dillere pelesenk olmuş en yaygın klişe de ona yaraşır. Yengeç’in annelik kavramına nasıl ışıldayan gözlerle, kutsayıcı bir saygıyla baktığını bilmeyenimiz yoktur. Anne bir Yengeç çocuklarına, her başı sıkıştığında muhakkak; “Anne olunca anlarsın!” der. Hiçbir pası kaçırmaz!

Aslan   

Geldik bir başka süründüren, gül gül öldüren, canlardan bezdiren klişeye! Aslan malumunuz bastığı yeri kırmızı halıyı, çıktığı yeri kürsüye, bulduğu ışık altını sahneye çevirmesiyle meşhurdur. Dikkat çekmeyi, görünür olmayı, övgü toplamayı sever! Kim sevmez ki derseniz, Aslan kadar kimse sevmez! Türk televizyonlarının nüfustan bağımsız varlığını koruyan klişesi; “70 milyon bizi izliyor!” da Aslan’a yakışır!

Başak  

Başak; konu “Sohbetlere dalmak, gülmekten kırılmak, geyiğin dibine vurmak!” olunca mesafesini korur, bu tür insanları da biraz laçka, biraz sulu bulur. İnsanları eleştirmek konusundaki ısrarcılığını da göz önünde bulundurursak, her öküzün altında bir buzağı aradığını bilmeyenimiz yoktur. Düşünün ki öğretmeniniz fazlaca ciddi, disiplinli ve mükemmeliyetçi bir Başak; “Neye gülüyorsanız, söyleyin hep beraber gülelim!” demez mi? Der!

Terazi  

Terazi’nin duygusal ilişki yaşamakla ilgili hiçbir tereddüdü yoktur. Kimisi “Şimdi ne gerek durduk yerde?” derken öteki “Aşk beni çok yoruyor. Kusur kalsın!” diye düşünür! Ama Terazi öyle mi? “Aşk nereden gelirse gelsin, yeter ki çabuk gelsin.” der, ilişkinin türlüsüne kucak açar! “Sanki biraz hoşlanıyorum ama konuşsam mı, emin değilim.” diyen olursa Terazi’ye; hiç bekleme, ne çıkar tanış sadece, “Seviyorsan ara, konuş bence!” diyecektir.

Akrep  

Geldik harika bir klişenin daha yuvasına! Akrep tükenmez kuşkularının içinde kendi savrulduğu yetmiyormuş gibi çevresinde ne var ne yoksa hepsini katar rüzgarına. Felaket senaryolarıyla, şaşkına çevirir, küçük dilleri tek yudumda yutturuverir. Kimsenin başına gelmeyen türlü felaket, önce Akrep’in aklına gelir. Ebeveyn bir Akrepten kesinlikle duyacağınız klişe ise; “Ben sana güveniyorum, etrafa güvenmiyorum.” olur.

Yay       

Yay dünyalar yansa umurunda olmayan, en büyük çıkmazı, zorluğu dahi “hallderiiizzz..” rahatlığıyla savuşturan, Zodyak’ın en kaygısızıdır. Gecenin bir yarısı, dağın başındasınız! Korkudan herkes bir köşeye tünemiş, ilginç seslerin dozu maksimuma çıkmış. Kapı zorlanır, yürekler hop oturup hop kalkar ve gözler fal taşı gibi açılır! Kimisi hırsız der, kimisi cin, kimisi katilin en azılısı, kimisi ise peri! Yay’ın “Kedidir o kedi!” rahatlığına ne demeli?

Oğlak   

Oğlak’ın tek hayali, yaşını başını aldığında başarıları dillerden dillere dolaşan, saygın ve herkesin ona akıl danışacağı kadar bilge bir ihtiyar olmaktır. Dolayısıyla gençliğinde de öğüdünü kendine saklamaz, uygun zemin bulursa söylemeden duramaz! Çocuklarını kendi kararlarını veren, disiplinli ve planlı birer birey olarak yetiştirir. “Anneee Ahmet’in annesi izin veriyo amaaaa…” diyen çocuğuna lafı hazırdır Oğlak’ın; “Arkadaşların camdan atlasa sen de mi atlayacaksın evladım?”

Kova    

Toplumsal meselelere, ezilen ve horlanan halklara, dünyada var olan eşitsizliğe karşı üst bir farkındalık geliştirir Kova; yetkinlik alanlarını olabildiğince genişletir ve farklı düşünce yapısı ile alternatif çözüm yolları arar! Kova muhalefettir çünkü onun gibi düşünen, bireysel olanın ötesinde toplumun derdini üstlenen insan azdır. Ve insanlara lafını da esirgemez Kova; “Seni kınıyorum ve sana laflar hazırladım.”

Balık    

Balık kâinata karşı kuşatıcı bir aşk duyar. Var olan her şeyi, tek bir yaratıcının izini taşıdığı için bütüncül bir bakışla sever! Duyguları maddenin ve öznel yargılarının çok ötesindedir. Bu yüzden kimselerde olmayan ve kolaylıkla anlaşılamayan bir teslimiyet duygusunun da sahibidir. Deprem olacakmış, doğal seleksiyon başlayacakmış, kıyamet kopacakmış gibi senaryolar herkesi korkuturken; Balık tam bir teslimiyetle kurar yüreğinden gelen cümlesini; “Alnımıza ne yazıldıysa o!”

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir