Burçların Bir Dönem MSN Nickleri

Şimdiden uyaralım. Bahsi geçen nickleri yalnızca 90’lı yıllarda ve öncesinde doğan efsane nesil hatırlayacak. MSN’de adını şekilli fontlarla yazmaya çalışanlar, sürekli çevrimiçi ve çevrim dışı olarak hoşlandığı kişinin dikkatini çekmeye çalışanlar, mesajına cevap gelmediğinde art arda titreşim yollayanlar, ne dinliyorum özelliği ile eşe dosta mesaj verenler… Evet, sizden söz ediyoruz! Tüm bunların hepsi bir yana bir de MSN’e özel nickler vardı ve hepsi de kişilerin karakteristiğini yansıtırdı. Hatırladın mı? Hafızanı şöyle bir yokla bakalım, seçtiğin nickler burcunla ne kadar alakalıydı? Yaşı itibariyle MSN ile tanışamayanlara da kapılar kapalı değil tabii. İşte burçlar ve bir dönem MSN nickleri!

Koç: “Ben Mevlana değilim, adam ol gel.”

Her şeyin başında Koçlar, olabildiğince net ve dürüst kimseler. Doğal olarak karşılarında da kendileri gibi insanlar isterler. Yanar döner insanlarla uğraşmaya ne sabrı var ne de zamanı! Haliyle “Kim olursan ol yine gel” felsefesini onlardan beklemek pek akıl kârı değil. MSN nickiyle mesajını muhakkak verir; “Ben Mevlana değilim, adam ol gel!”

Boğa: “Ben ne kalana git derim ne de gidene kal. Kalan yerini giden yolunu belirlemiştir.”

Kimler farkında bilinmez ama duygularını açık etmese de Boğalar, fazlasıyla duygusal insanlar. Tabii bunu sulu gözlülükle ya da mıç mıç sevgi gösterileriyle karıştırmamak gerek! Duyguları genelde fazlasıyla sessiz ve derin. En büyük aşklarında da en acılı ayrılıklarında da onları deli divane bir halde görebilmek mümkün değil. “Ben ne kalana git derim ne de gidene kal. Kalan yerini giden yolunu belirlemiştir” sözü işte bu yüzden MSN nickleri.

İkizler: “Akıllı olup dünyanın kahrını çekeceğine deli ol, dünya senin kahrını çeksin.”

İkizlerin hayata bakış açısını genelde herkes dalgaya alır ama yaşam felsefeleri göründüğünden daha derin. Hayatı ciddiye almanın ya da büyük sorumlulukların altında çıldırmanın eşiğine gelmenin iyi bir yanı olmadığını iyi bilir. En önemlisi de başına buyruk yaşayanların evren tarafından bir şekilde korunup kollandığı kesin bilgi. Bu yüzden de akıllı olup dünyanın kahrını çekeceğine, deli olup dünyanın onun kahrını çekmesini istemesi çok daha mantıklı değil mi?

Yengeç: “O kadar güzel unutmuştun ki beni; hatırlatmaya kıyamadım.”

Evirip çevirmeye gerek yok. Yengeçler naif bir karaktere sahipler. Özellikle de duygusal meselelerde! İnsanları uzun uzadıysa tanıdıktan sonra yaşamlarına alsalar da çevrelerine görünmez duvarlar örmeye çalışsalar da ortada bir sevgi varsa zamanla gardını tamamen indirir. Sevdikleri tarafından en büyük darbeleri almaya açık hale gelir. “O kadar güzel unutmuştun ki beni; hatırlatmaya kıyamadım” gibi sitemkâr bir MSN nicki, arka planda benzer bir hikayenin olduğunun işareti.

Aslan: “Biz üç kişiyiz. Ben, keyfim ve kahyası.”

Aslanların gözünde dünya bir hükümranlık, kendileri de hükümdar. İsteklerinin önünde dağ olsa bile umursamamaları, herkesten söylediklerini harfiyen yerine getirmelerini beklemeleri ya da etraflarını onu pohpohlayan insanlarla çevirmeleri bunun açık bir yansıması. Beylik tavırları göz önüne alındığında MSN nicklerinin “Biz üç kişiyiz. Ben, keyfim ve kahyası” olması pek de şaşırtıcı değil.

Başak: “Ruhumun fişini çekmek istiyorum.”

Yaşam enerjisi en düşükten en yükseğe burçları sıralayalım, birinciliği kesinlikle Başaklar alır. İki kere iki dört. Bu kadar net! Her şeyi en ince ayrıntısına kadar düşünen, insanların tavırlarının altında yatan sebepleri bile didik eden, en küçük bir problemde pireyi deve yapmaya meyilli insanlar en nihayetinde. Daha azı beklenir mi? Ruhlarının fişini çekmek isterler tabii ki!

Terazi: “Beni beni seven değil, benim sevdiğim ilgilendirir.”

Teraziler, çoğu konuda yaka silktiren kararsızlıklarıyla tanınıyor olabilirler ama bir konuda kesinlikle netler. Hayatlarında yer alacak insanın sırf onu sevmesi yeterli değil. Mümkünse kendisi çok daha fazla sevmeli. Aşkından kul köle olacak duruma gelmeli. Eğer böyle bir durum yoksa ortada anlamı olmayan bir flört söz konusu demektir. Dememiz o ki, Teraziyi onu seven değil, onun sevdiği kişi ilgilendirir.

Akrep: “Unutma unutulanlar unutanları asla unutmazlar.”

Akrepler, geçmişiyle birlikte yaşayanlardan. Bir sabah uyanıp, düne dair olan biten her şeyi resetleyenlerden değil. Kalplerinde derin bir iz bırakacak bir durum mevzu bahisse hele! Mezara kadar aklının bir köşesinde yer edecektir. MSN nickine “Unutma unutulanlar unutanları asla unutmazlar” yazıp, dosta güven düşmana korku verir.

Yay: “Kıyamet gelse de kopsak.”

Yayların umursamazlık seviyesinin abartıldığını düşünenler, çok fena yanılıyorlar. Bizden söylemesi. İçinden çıkılması güç en zor durumları bile kısa sürede espri malzemesi haline getirirlerken, aksini düşünebilmek mümkün değil. Eğer bir eğlence söz konusuysa gözlerinde her şey mübah hatta. “Kıyamet gelse de kopsak” nicki, işte böyle bir anlayışın nişanesi.

Oğlak: “Kralını def etmişim, soytarısıyla mı uğraşacağım?”

Oğlakların bir kez kafaya koyduktan sonra altından kalkamayacakları hiçbir şey yok. Ne durumun imkansızlığı ne de yollarına taş koyan insanların varlığı onları durdurabilir. Hal böyleyken boylarının ölçüsüne bakmadan yanına gelip meydan okuyanlara ne demeli? O saatten sonra feriştahı gelse ellerinden kurtaramaz. Kralını def etmiş, soytarısıyla mı uğraşacak?

Kova: “Kargalar sürüsüyle, kartallar yalnız uçar.”

Kovaların dilinde tüy bitti “İçi boş arkadaşlıkları, onurlu bir yalnızlığa tercih ederim” diye diye. Ama anlayabilen nerde? Pek çoğu tuvalete bile yalnız gitmekten aciz insanlar en nihayetinde. Çok da üstüne düşünmemek gerek. Kargalar gibi sürüsüyle uçup bir yere varamayacağına, kartallar gibi yalnız uçup zirveleri kendilerine adres edinmeleri daha akılcı değil mi?

Balık: “Bir ara insanları tanıdığımı sanırdım, sonra sandığımı anladım.”

Balıkların nazarında insanların kredisi sonsuz. Başkaları gibi tanıyıp etmeden insanları yargılamayı kendine yakıştırmaz asla. Tek bir çıkmazları var, insanlara haddinden çabuk bağlanıp, güvenmeleri. Bir kere olsa neyse, üst üste gelen böylesi durumlara sitemini MSN nickiyle belli edecektir: “Bir ara insanları tanıdığımı sanırdım, sonra sandığımı anladım.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir