Burçlar Çocukken Bayram Harçlıklarını Nereye Harcardı

Ah nerede o eski bayramlar? Büyükler konuşurken tabaklardan baklavaların götürüldüğü, sarmaların hüpletildiği ve avuçların şekerle dolduğu o güzel günler… Hele o yaşlarda ilaç gibi gelen bayram harçlıkları yok mu? Uğruna kimlerin eli öpülmedi, kimlerin ıslak ve vakumlu öpücüklerine ses çıkarılmadı sırf harçlık için. O kısa ekonomik özgürlük dönemlerinde bakkal amcalar da zengin edildi, yıl boyu içi boş kalan kumbaralara da payı verildi! Neredeyse her çocuğun harçlığının gideceği ayrı bir adres vardı. Harcama kalemlerine göre burç tahmini yapmaksa pek zor değil.

Koç

Ailenin elde avuçta tutulamayan çocuğu Koçlar için zorla giydirilip, bir akrabadan diğerine sürüklenmek pek kolay değildi şüphesiz. Huysuz geçen bayram sabahlarının ardından gelen harçlıklar ise işleri yoluna koymaya yeterdi. Zoraki misafirliklerden koşar adım kaçar, bakkalda kendinden geçerdi. Rengarenk şekerlerin, plastik toplar ve maytapların olduğu harikalar diyarından kucak dolusu şeyle çıkarken cepte metelik kalmasa da değmez mi?

Boğa

Bayram ziyaretlerinde “Ne ağır ne oturaklı çocuk ayol. Maşallah iştahlı da” diye diğer çocuklara örnek gösterilen Boğalar, böylece bayram harçlığı için eli cebine gitmeyen akrabaların bile aklını çelerdi. Diğer çoluk çocuk takımına uyup, parasını çarçur etmek ise ona göre değildi. Bir istisnayı dışarıda bırakırsak eğer: Hamburgerler! Tıka basa doyup çıksa da akraba ziyaretlerinin üzerine şöyle büyüğünden bir hamburger ne de iyi giderdi.

İkizler

Başka çocuklar gibi misafir geldiğinde “Gel, amcanlara bir selam ver en azından” diye odasından zorla çıkarılanlardan değil zil çaldığında kapıya ilk koşan çocuklardan olan İkizler, sevecenliği ve eğlenceli sohbeti ile misafirlerin gözüne rahatlıkla girerdi. Sonra gelsin harçlıklar! Uzun uzadıya oturmaksa ona göre değildi. Harçlığını aldığı gibi kendini koşa koşa atari salonlarına yetiştirirdi. Merak ettiği her oyuna bir jeton atar, eve cepleri boş dönerdi.

Yengeç

Ailesinin sözünden çıkmayan, büyüklerinin elini bırakmayan Yengeçler, hâl ve hareketleriyle bayram ziyaretlerinde anne ve babasının göğsünü kabartmayı bilirdi. Akrabalarına saygıda kusur etmez, gönüllerini hoş tutmayı bilir, sözü bol pekiyili karnesine getirir, sevdiklerinin övgüsünü almayı ihmal etmezdi. Cepleri bayram harçlığı ile dolarken yatırımını yine eve yapar, odasını sevdiği ne varsa onlarla süslerdi.

Aslan

Aslanlar için bayram ya da sıradan günler pek fark etmezdi. Misafirliklerde takım elbisesi ya da gösterişli elbisesi ve kırmızı rugan ayakkabılardan oluşan bayramlıkları ile arz-ı endam eder, ortamdaki diğer çocukları gölgede bırakırdı. Pek tabii onlar susar, asaletleri konuşurdu. Bir de “Al bakalım bu parayı, kardeşinle paylaşırsın” demeye gör, kükremesi yeri göğü inletirdi. En çok harçlık toplayan çocuk olmayı bilir, oyuncakçıda kimselerin almaya cesaret edemediği en pahalı oyuncakları alışveriş sepetine atıverirdi.

Başak  

Bayram ziyaretlerinde kapıyı açan, misafirlere terliklerini uzatan ve kolonya döken pırıl pırıl giyinmiş bir çocuk… Tahmin etmesi çok da zor olmasa gerek. Gelişmiş sorumluluk duygusuyla ailesine yardım eden ve büyük küçük demeden herkesin göz bebeği haline gelen Başaklar, ektiğini aldığı harçlıklarla biçmeyi bilirdi. Akranları sokaklarda maytap patlatırken o kitapçılara uğrar; bilmece ve çocuk kitaplarıyla doldurduğu çantasını bir an önce açmak için hızlıca eve dönerdi.

Terazi

Kalabalık bayram ziyaretlerinde yüzü gülen ender çocuklardan Terazilerin yanağından makas alabilmek için herkes birbiriyle yarışırdı. Büyüklerin konuşmaları arasına bir şekilde dahil olur, eğlenceli yorumlarıyla en hiddetli tartışmaları bile kolayca yumuşatırdı. Sevimlilik ve bayram harçlıkları arasındaki ilişki göz önüne alındığında da misafirlikten dolu bir cüzdanla çıkardı. Ailesini alışverişe çıkmaya ikna eder, harçlıklarıyla bayramlığına son derece uyan yeni ciciler almayı başarırdı.

Akrep

İster akraba ziyaretine gidilsin isterse misafirler evde ağırlansın, Akrepler bir şekilde herkesin ilgi odağı olmayı becerirdi. Sessiz görünseler de alttan alta büyüklerin kanına girmeyi başarır, cebinde akrep olanların dahi harçlığını elde ederdi. Her çocuğun kolay kolay yapamayacağı aktivitelere gözünü diker, endişeli bakışlar altında da olsa kendi yolunda yürümekten çekinmezdi. Ailesi ne derse desin; allem eder kallem eder, lunaparktaki en tehlikeli oyuncaklarda bayram harçlığını ezerdi.

Yay

Bayramlarda Yaylara en başta farklı yerlere gitmek heyecanlı gelse de birbirinden farksız sıradan misafirliklerde bir noktadan sonra içine fenalık gelirdi. Annesini hadi diye dürtse de önlerine konan baklava tabaklarıyla yerlerine çakılıverir, “Bitse de gitsek” bakışıyla oturduğu yerde sıkıntıdan kurdeşen dökerdi. Bayram harçlığını aldığı gibi lunaparkları tavaf eder, hayvanat bahçelerini ziyaret eder, müzeleri gezer, harcadığı her bir kuruşun hakkını fazlasıyla verirdi.

Oğlak

Daha çocukluk yıllarında hayatına bir düzen oturtmayı başaran Oğlaklar, bayram ziyaretlerini ne işkence ne de eğlence olarak görürdü. Büyükleri ziyaret etmeyi kendi sorumluluğu olarak bildiğinden bir tür görev bilinciyle yerine getirir, “Büyümüş de küçülmüş” çocuk olarak aldığı bayram harçlığını olgunlukla harcamayı tercih ederdi. Öncelikle ihtiyaçlarını gözetir; okul gereçleri alır ya da kendisini eğlendirirken geliştirecek zekâ küpü gibi oyuncaklara yönelirdi.

Kova

Çok sayıda çocuk bayram sabahlarını heyecanla ilişkilendirse de Kovalar için olsa olsa bu duygu gerginlik olabilirdi. Kendi dünyasını yaşadığı odasından zorla koparılıp, tanımadığı insanların elini öpmek neresinden bakılırsa bakılsın onun için abesle iştigaldi. Bayram harçlığının çokluğu ya da azlığı onu pek alakadar etmezdi. Nasılsa yaratıcılığının yardımıyla en ucuz malzemelerden eşi benzeri bulunmaz eserler yaratmayı bilirdi. İlham almasını sağlayacak sinema filmleri ise bayramları bir nebze de olsa keyifli kılabilirdi.

Balık

Balıklar da bayram ziyaretlerinin somurtan yüzlerinden biriydi kuşkusuz. Çocukluk yıllarından itibaren rutine ve planlanmış aktivitelere karşı duyduğu alerji ile misafirliklerde kendini bir köşede halının desenlerini incelerken bulsa da bayram harçlıkları onun neşesini yerine getirmeye yardım ederdi. Hemen bir oyuncakçıya ya da kitapçıya girer, gözüne kestirdiği ne varsa kucağına alıp kasaya giderdi. Boşalan bir ceple eve dönse de birbirinden zevkli boyama ve hikâye kitapları ile kendine yepyeni bir dünya inşa edebilirdi.

 

Bir Yorum Bırakın
  1. Ya yalnız yengeç için dedikleriniz hiç uyuşmuyor ben hiç bir çocuğun küçükken bayram harçlığıyla eve süs aldığını görmedim

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir