Burçlar Büyüyünce Ne Olmak İsterdi?

Bir yetişkin ve bir çocuğun yer aldığı bir ortamda illa ki dudaklardan dökülür o malum soru: “Büyüyünce ne olmak istiyorsun bakalım?” Muhtemelen yakın çevresinde ya da televizyonda gördükleri mesleklerden etkilenen minikler ya mütevazi hayalleriyle büyükleri gülümsetirdi ya da boyundan büyük işlere gözlerini dikerek onları etkilemeyi becerirdi. Küçükken verilen cevaplardan kaçı gerçek hayatta karşılığını buldu orasını bilemiyoruz ama hangi burcun geleceğini hangi meslekte gördüğünü kestirebiliyoruz. İşte minik burçların büyüyünce kendilerini görmek istedikleri meslekleri!

Koç

Yürümeye başladığı andan itibaren yerlerinde tutulamayan hareketli Koçlar, daha o yıllarda kendilerini belli ederdi. Sokaklarda göz alabildiğince koşturur, mahalle kavgalarında en ön safta yer alır, top kaçınca girmeye korkulan bahçelere tek başına giderlerdi. Büyüyünce ise alevlerin içine gözü kapalı girip, hayat kurtaran bir itfaiyeci olmayı dilerdi. Kafasına koyduğunu yapan, zorluklar karşısında yılmayan, macera sever ve korkusuz taraflarıyla Koçların, çocukluk hayalleriyle bugünkü meslekleri arasında bir fark olmaması bizleri hiç mi hiç şaşırtmaz.

Boğa

Boğaların lükse ve rahatlığa olan düşkünlükleri yeni mi sanıyorsunuz? Daha çocukluk yıllarında en şık kıyafetlerini giyen, favori çizgi filmi başladığında televizyon karşısına kurulan, bir yandan da atıştırmalıklarını götüren bir çocuğun ta kendisi onlar! Ah bir de mutfaktan en sevdiği yemeklerin kokusu gelmeye görsün, keyiflerine diyecek olmazdı. Büyüyünce de sevdikleri yemeklerin içerisinde kendilerini görmeleri bu yüzden sürpriz olmazdı. İstedikleri yemekleri pişirip, gönlünce yiyebildiklerini düşündükçe aşçılığın kendileri için ideal meslek olduğuna inanırlardı.

İkizler

İçlerindeki çocuğu her daim korumayı bilen İkizler, bugünkünden çok da farklı bir karaktere sahip değildiler. Meraklarından köşe bucağı araştıran, ebeveynlerinin kitaplarını karıştıran, onlarla ciddi televizyon programlarına göz atan, müzik kanallarında defalarca tur atan zeka küpü birer çocuktular. İlgi alanları bu kadar geniş olunca hayallerinin de sınırı yoktu elbette. Büyüklerinin sorularını tüm bilmişliğiyle yanıtlayan İkizler, iş meslek hayallerine geldiğinde biraz düşünüp teker teker saymaya başlarlardı: Şarkıcı, televizyoncu, turist rehberi, dansçı, öğretmen…

Yengeç

Çocukluk yıllarında sessiz ve uslu davranışlarıyla büyüklerinin göz bebeği olan Yengeçler, başka çocuklara örnek gösterilecek cinste bireylerdi. Annesinin eteklerinin dibinden ayrılmaya gönüllü olmasalar da güvenlerini kazanan yeni kimselere de bağlanmaktan çekinmezlerdi. Okulun ilk günü vuruldukları öğretmenleri gibi! İkinci anne ya da baba yerine koydukları öğretmenlerini öyle severlerdi ki, ileride ne olmak istediği sorulduğunda öğretmenlikten başka bir seçenek akıllarının ucundan bile geçmezdi.

Aslan

Çocukluğundan itibaren ailesine bir dediğini iki ettirmeyen Aslanlar, mahallenin sokakların koşturup dururken dahi arkadaşlarına sözünü geçirmeyi bilirdi. Oyunları o organize eder, kimlerin oyunda olacağını o karar verir, hırslı yapısıyla da yarışlarda her zaman birinci gelmeyi becerirdi. Hal böyle olunca gelecek hayalleri için gözleri hep en tepedeydi. Büyüklerin hayranlıkla izlediği, bir imza için peşinde koşulan, alkışlarla yaşayan bir film yıldızı olmak onların en büyük temennisiydi. Daha o yaşlarında kamera önündeymişçesine farklı rollere bürünmek, aile ortamında sergilediği yeteneklerinden sadece biriydi.

Başak

“At olacak tay yürüyüşünden belli olur” denir ya, Başakların büyüyünce nasıl bir karaktere sahip olacakları daha çocuk yaşlarında bellidir. Herkese kendilerini sevdirmez, parkta bahçede koşturup üstünü başını kirletmez, başka çocukların gelip odasını dağıtmasına izin vermez… İlk okulda çalışkanlığı ve tertipli halleriyle öğretmenlerinin favorisi olan Başaklar, kendileri için ideal meslekleri daha o yaşında bilirdi. Onları en mutlu edecek meslek dünyada düzeni sağlamalarına ön ayak olacak mühendislikler olabilirdi.

Terazi

Bebekliğinden itibaren kiminle göz göze gelse gülümsemesini yüzünden eksik etmeyen Terazileri sevmek için aile üyeleri, akrabalar adeta sıraya girerdi. Mahallede oynanan oyunlarda da herkes onunla aynı grupta olmak isterdi. Çünkü en çok onunla eğlenilir, mızıkçılık yapanlara ağzının payını en iyi o verirdi. Terazilerin katlanamadıkları bir şey varsa o da haklarının yenilmesiydi! Sadece kendisi için de değil, arkadaşlarını kimselerin ezmesine müsaade etmezdi. Arkadaşlarını savunurken sık sık karşılaştığı “Sen onun avukatı mısın?” sorusunun yanıtı gelecek hayallerinin içindeydi.

Akrep  

Dışarıdan uysal çocuklar gibi görünseler de minik Akrepler, saman altından su yürütmeyi bilirdi. Yaramazlık yaptığı çocuklar ebeveynleri tarafından azarlanırken, o bir şey olmamış gibi sessizce köşesinden olan biteni izlerdi. O diğer çocuklar gibi değildi, karda yürür izini belli etmezdi. Merak duygusuyla evin içinde dört dönen, girilmedik yatak altı bırakmayan Akreplerin temel motivasyonu gizem çözmeye yönelik meyilleriydi. Polisiye temalı çizgi filmler izlerken dünyayla bağlarını koparan Akreplerin kalplerinde yatan aslan da dedektifliğin ta kendisiydi.

Yay

Göz açıp kapayıncaya kadar kâh bir koltuğun tepesine çıkan kâh bir masanın altında saklanan Yaylar, çocukluk yıllarında ailelerini peşinden koşturan miniklerdi. Kolay kolay hizaya getirilemeyen, büyüklerini etrafında pervane eden Yaylara söz geçirmenin yegane yolu ise “attaya” gitme vaadiydi. Ancak bu şartla büyüklerinin ellerini sıkı sıkı tutan Yaylar, uzun yolculuklarda ve yeni diyarlarda kendilerinden geçerlerdi. Bu yüzden büyüyünce de istedikleri her yere bulutlar üzerinde gidebilecekleri pilotluk onların hayallerini süslerdi.

Oğlak

Oğlaklar, küçüklüklerinde dahi oyun da oyun diye tutturan, orada burada koşturup duran afacan çocuklardan değillerdi. Hatta kendilerini “Agucuk gugucuk” diye sevmeye kalkanlara karşı da bir hayli sertlerdi. Onlar köşelerinde sessizce oturacak, henüz anlamasa dahi kitaplara ya da gazetelere göz atacak, aile sohbetlerinde ağırlığıyla yer alacak karakterlerdi. Nitekim ciddi meselelerin konuşulduğu aile toplantılarında sohbete dahil olur, yaşından büyük sözleriyle şaşkın bakışları kendisine çevirirlerdi. Ağırlığı ve sorumluluk bilinciyle gelecek hayalleri sorulduğunda tüm ciddiyetiyle cumhurbaşkanlığı derlerdi.

Kova

Zeka dolu konuşmaları ve özgürlüklerine olan düşkünlükleriyle Kovaların çocuklukları büyüklerinin gözünde erken nihayete ererdi. Bir yetişkin gibi davranılmayı bekler, bağımsızlıklarına gölge düşürmezlerdi. Aykırı çocuk olmaktan da gurur duyan Kovalar, okulda akranları dağ, güneş, ev ve dere temalı resimler çizerken yaratıcılıklarını konuşturur, büyüsüne kapıldıkları evrenleri resmederlerdi.  Daha o yaşlarda uzaya ve gökyüzüne duydukları büyük merak duygusunu astronot olarak gidermeyi hayal ederlerdi.

Balık

Büyüklerin etraflarında onlara kol kanat gerdiği, günlerini gönlünce oyun oynayarak geçirebildikleri, doyasıya çizgi film izleyebildikleri o günler… Balıklar için çocukluk yılları rüya gibiydi! Bu yüzden de neşeli ve uyumlu çocuklardı. Nereye giderlerse gitsinler ailesinin akılları onda kalmazdı. Arkadaşlarıyla keşfettikleri oyunlarda bambaşka diyarlara giden, kitap okuma saatlerini heyecanla bekleyen, özellikle de hayal gücüyle eşine rastlanması güç resimler çizen Balıklar, büyüyünce sanatçı olmak isterlerdi. Ama en çok da odasının duvarlarını kapladığı resimlerinin daha büyüklerini çizecek bir ressam olmayı düşlerlerdi.

ilk yorum

Bir Yorum Bırakın
  1. Koç burçları genelde asker olmak istiyolar.Bende koç burcuyum tam olarak asker olmak istemiyodum ama içimde bi asker ruhu vardı.Cevremde bi kaç koc burcu çocuğuna sormuştum hepsinden asker cavabını almıştım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir