Bayram Burçların Çenesine Vurdu! Hepsi Şikayet Edecek Bir Konu Buldu!

Bir bayram sınavını daha ardımızda bıraktık! Çözülmüş soruları ezberleyenler geçer not aldı, soru yağmuru altında şemsiyesiz kalanlar, sırılsıklam ıslandı! “Evleniyor musun? Maşallah kocaman olmuşsun, kaç yaşına bastın? Kilo mu aldın sen? Çalışıyor musun? Nişan ne zaman? Sınıfı geçtin mi? Yok mu hala yüzük, düğün falan?” sorularına, “Kısmet, hayırlısı, inşallah…” gibi adaba uygun cevapları yuvarlayanlar kazandı, hazırlıksız burçlara da bayram ertesi sızlanmalar kaldı!

Koç     

On bir ayın sultanı bitti, kırk sekiz ayın sultanı geldi! Dört senede bir yapılan dünya kupası karşılaşmaları da bu sene bayramın ilk gününe denk geldi. Gönlüm mücadeleleri takip etmekten yana olsa da millet bayramlaşma, havadan sudan konuşmaya doyma, bolca sohbetlenme derdinde. Bu bayram dünya kupası maçları uğultuda kaynadı, trafikte geçen saatler de haliyle beni benden aldı! Bayram neşesi yerini tekrara kalan maçlara hayıflanmaya bıraktı!

Boğa   

Uykumun en tatlı yerinde, sabahın bir köründe telefonuma yağmur gibi yağan mesajlar keyfimi kaçırdı, olan mis gibi huzuruma oldu! Bir kez alışveriş yaptığım, kazara telefonumu yazdığım tüm şirketler sıraya girdi, mışıl mışıl dinlenceme savaş açtı! Telefonun sesini susturana kadar kulaklarımda çınlayan mesaj sesleri bayram sabahında isyan bayrağını çekmeme davetiye çıkardı! Mesaj da mesaj olsa!

Bayram gelir evlere
Sevgi verir bizlere
Ver öpeyim elini
Para girsin cebime!

İkizler  

Kapı kapı dolaşmaya, tüm mahallenin dedikodusunu bir solukta almaya, bayramdan bayrama gördüğüm akrabalarımla sohbetlere dalmaya bayıldığım doğru! Ama benim bile tahmin edemediğim bir şey var, ailenin asırlık çınarlarından çağlayan merak! Bunca soruyu cevaplamaya benim dahi vaktim yetmedi, dilimin tüyü ermediyse eller ne yapsın? Akrabaların meraklı bakışlarıyla yağdırdıkları sorular beni bile şaşkına çevirmeyi başardı!

Yengeç

Ramazan boyunca açın halinden anlayan, vücudunu fazla besinden arındıran, bu sırada ibadetini de tamamlayan insanlar, bayramın ilk günü kıtlıktan çıkmışçasına kahvaltı sofrasına saldırdı! Açlık kilosuyla alınan kıyafetlerde esneme payı olmayanlar, eski elbiselere mecbur kaldı! Tabi günlerce uğraştığım incecik sarmalar, el açması baklavalar da bir vardı bir yok oldu! Millet açlık sınırındaymış, bayramda evimi yamyamlar bastı!

Aslan   

“Yok canım daha neler” dedim, el öpmek yerine yanağımı değdirip geçmek istedim, erken sevindim! Ansızın dudaklarıma yapışan ellerin, yanaklarıma değen ıslak dudakların içinde kaldım, üstelik sesimi de çıkaramadım! Devirin değiştiğini sandım, bayramda tatiller yapılır, giyim kuşam yerindeyken boy gösterilir sandım, ama gelin görün ki elime tutuşturulan tabaklarla durmadan servis yaptım! Evin küçüğünden Aslan olmaz, dudaklarım kabarınca anladım!

Başak  

Girdiğim her evde, ölü öpmekle, tatlının, tuzlunun tadına bakmak arasında tercihe zorlandım. Başlarda “bir iki lokmadan ölmem ya” dedim, sayıca azlar sandım! Ne akrabalar gezmekle bitti ne de teklifler suyunu çekti! “Ölümü öp bir çatal ye” ısrarcıları dişli çıktı, olan benim mideme oldu! Hiç soran olmadı, bakalım da çatalım yanımda mı?

Terazi  

“Samimiyetin fazlası zarar” dedim, ilişkilerimden mesafeyi eksik etmedim! Ama yıllardır şu bayramlara bir çözüm bulamadım! Islak öpücükler, cıvık kucaklaşmalarla dolu bayramlardan birini daha ardımda bırakmanın haklı gururunu yaşıyorum! İlk işim cilt bakımı yaptırmak, kendimi şöyle bir kampa sokmak! Kolay değil, üzerimizden bir sülale geçti neyse ki ızdırap günleri sona erdi!

Akrep  

Aile içinde kendini gizlemeyi başaran, isminden ötesi hakkında ipucu vermeyen şu çok gizemli kuzenimizi deşifre etmek yine kısmet olmadı! Yıllardır ne yüzünü gördüm ne iki lafın belini kırdım! Hakkında etraflıca bilgi edinmeyi bırak, idare eder bir ipucu bile yakalayamadım! Yıllardır yüzünü görmediğim kuzenim, gizemini korumayı bu bayram da başardı! Kime çektiyse bu çocuk böyle, artık orasını da ben söymemem!

Yay       

Ne kadar da hevesliydim, gülücükler saçıyor, taklalar atıyordum oysa! “Ne hikayeler vardır şimdi eskilerin dilinde, bana da macera olur böylesi bir gezme” dedim, koşar adım gezmeye gittim! Devir değişmiş! Neneler moral bozmaya soyunmuş, dedeler boş buldukları enseye patlatmaya koyulmuş! Benim bile enerjimi düşürmeyi başaran yaşlı teyze, büyüksün!

Oğlak   

Şurada havadan para kazandığımız, bütçemize sular serptiğimiz, sürprizli oluşuna dahi ses etmediğimiz bir bayramımız var! Onda da kardeşin mi var derdin var! Bu bayramda da işgüzar akrabaların ceplerindeki akrepler ağlattı, “Harçlığını kardeşinle bölüş yavrım” cümlesi, karalar bağlattı!

Kova   

Bin hevesle kapı kapı gezen, naylon torbasını doldurup neşelenmekten ötesini düşünmeyen, yanında üç beş kuruş harçlık da olsa daha ne isteyen, mahalleli çocuklar, yine size yıllanmış şekerler kaldı, salonda oturan misafirler taze çikolatanın lezzetine vardı! Bu bayram benim payıma yine slogan atmak kaldı! KAHROLSUN EŞİTSİZLİK!

Balık    

Cezamı hapis cezasına çeviremiyor muyum dedim, dinletemedim! Yine akraba ziyaretlerine çekiştirildim, sıcak yatağımdan çıkarılıp misafirlerin önüne itildim! Bu bayram ziyareti zorunlu görevine de tüm itirazlarıma rağmen katıldım! Yıldım vallahi artık, yıldım! Her şey benim başıma mı gelir demekten de bıktım!

ilk yorum

Bir Yorum Bırakın
  1. Sayfayı çocuğa mı verdiniz? Yazdığınız şeyler birbiriyle hiç uyuşmamaya başladı. Önceden siyah dediğiniz şeye şimdi beyaz diyorsunuz. İçerik olsun diye saçmalıyorsunuz. Özellikler iyice birbirine girdi. Eski halinize dönmenizi istiyorum. Saygılar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir