Başak Burcunun “En Kötü” Özellikleri!

Başak’ın saymakla bitiremediğimiz toplumsal katkıları, daha kusursuz bir dünyada yaşamak için elini daima en ağır taşların altına tereddütsüz koyuşları takdire şayan ama bitmek bilmek eleştirilerine kim tahammül edebilir ki? En yakınları mı, eşi dostu, annesi babası mı, yoksa kimse mi? Sıra geldi Başak’ın en kötü özelliklerinden bahsetmeye! Bakalım ne kadarına değinebilmişiz.

Eleştirmeye Başladığı Vakit Ne Huzur Bırakır Ne İştah!

Başak hiçbir şeyi beğenmez! “Hiçbir şeyi beğenmiyor, kimseyi sevmiyor” demeyin diye kendine sevecek bir şeyler bulur onları da Hint kumaşı gibi abartır. Kendi sevmediğini yerlerin dibine sokar, gözden ırak yerlere saklar, iliğini kemiğini kurutana dek kötüler ama sevdiklerini altın suyuna batırır, hele bir aksini iddia edin pes ettirene dek var olan tüm kusurlarınızı yerlere serer, sonra hepsini toplar iper dizer, konu komşuya da rezil eder! Herhangi bir kusurunuzla Başak’ın eline düşeceğinize, kör bir kuyu bulup balıklama dalın, daha acısız olacağına da inanın! En iyisi gözüne görünmemek, eleştirilerine kulak tıkamak! Umursamadığınızı anlarsa umudu keser. Ya da ölü taklidi yapın belki enerjinizin katili olduğunu anlar ?

Her Şeyi Kontrol Etmek İster, Burnunu Sokmadığı Yer Kalmaz!

Başak’ın müdahale edemeyeceği, “burası benim uzmanlık alanımın dışında yanlış yönlendirmek istemem” diyeceği, dilini uzatıp hoşnutsuz bakışlarını fırlatamayacağı bir bölge varsa beraberce oraya göç edip gönlümüzce yaşayalım ama öyle bir dünya yok! Başak her işe maydanoz olmadan, en iyisini kendi bildiği için sürekli uyarmadan durmaz, duramaz! Sorsanız her şey bizim iyiliğimiz, daha düzgün işler yapmamız, güzel görünmemiz, davranışlarımıza çeki düzen vermemiz, herkesçe onaylanan insanlar olmamız için! Tamam da Başak, seni kimler onaylasın? Her şeyin en iyisini sen biliyorsan madem, tüm eleştirilere de kapalıysan, her şeyi kontrol etme arzundan sıkılan insanların olduğunu sana kimler anlatsın?

Fazla Titizliği, Takıntılı Halleriyle Rahatça Plan Yapılamaz!

Kendine özelleştirdiği yaşam alanını tüm pimpirikleriyle bezediği, çamaşır sularına batırıp soldurduğu yetmiyormuş gibi dünyayı da böyle aşırı düzgün bir hale getirmeye çalışır Başak! Ama bu denli çeşitliliğin olduğu bir dünyada her şeyin tek bir insan arzusuna uyumlanması mümkün değildir. Minimum temizlik, düzen ve konfor isteğini elbette insanca yaşam için hepimiz anlayabiliyoruz. Ancak takıntı boyutuna varan davranışlarına dünya sakinleri olarak uyumlanmamız mümkün değil. Başak’a “tatile gidelim” dersiniz, yanına yemek koyar, erzakını hazırlar, yedek çarşaf, çatal bıçak taşır, olan hevesinizi kaçırır!

Susturamadığı Kaygılarını Herkese Yansıtır, Hayatı Zindan Eder!

Başak iç dünyasının kesilmez sesi, sürat kesmeyen uyarıları, tükenmez korkuları yüzünden kendini detaylarla dolu bir bataklığın içine iter tabi giderken yanındakileri de kendi karanlığına çeker! Bu denli kontrolcü ve detaycı oluşu; bir şeyleri eksik yaptığını düşünmesiyle doğrudan bağlantılıdır. Hata paylarını minimuma indirmek için durmaksızın çalışması da susturamadığı kaygılarının baskılarıyla mümkün olur! Çevresinde sürekli eleştirecek bir şeyler bulması, yakınlarının kararlarına, görünümüne, işlerine karışması da kendini herkesten daha mükemmele yakın hissetmesine katkı sağlayıp içini rahatlatıyor olabilir. Başak zihnini de aynı yaşamı paylaştığı insanları da rahat bırakmadan huzur bulamaz!

Bir Yorum Bırakın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.