Aksiyon Aşığı Burçların Dahi Bıktığı Beyaz Perde Klişeleri?

Zodyak’ın maceraperest ateş grupları ve özgür ruhlu hava grupları aksiyon filmlerine bayılır, özellikle ekran başında doyurdukları hız tutkularıyla, Yay, İkizler ve Koç; aksiyon seanslarından mutlu mesut ayrılır. Ateşler daha çok güdülerine kulak verip heyecan doruklarda seyrederken mantıklarını kapatsalar da havalar fazla hayali olan hikayelere burun kıvırır. Süper kahraman filmleri, fantastik hikayeler, bilim kurgu örneklerinde olağan dışılıklara rastlansa da aksiyon türünde sürprizi kaçan hikayeler kabak tadı verir. Peki aksiyon aşığı burçların dahi bıktığı beyaz perde klişeleri nelerdir?

100. kattan atlayıp betona yumuşak inen süper güçsüz kahramanlar!

Gerçek dünyada birinci kattan düşerseniz en iyi ihtimalle bileğinizi çatlatır, ayağınızı kırar ya da liflerinizi koparır, birkaç gün muhakkak bandaj yahut alçı kullanırsınız. Ancak aksiyon filmlerinde hiçbir süper gücünüz olmamasına rağmen gökdelenin tepesinden atlar, beton zemine çakılmak yerine yumuşak iniş yaparsınız. En kötü ihtimalle akrobatik birkaç takla atar, maratona devam edersiniz. Çöp tenekeleri tramplen görevi görür, kusursuz bir son için iniş noktasında muhakkak yerini alır.

Bir de dev köprülerden suya atlayıp kaçar, sekizinci kattan balıklama dalınan site havuzlarında iki kulaç açmadan çıkmazlar. Oysa 50 metrenin üzerinden atlanan her su beton etkisi yapar. Sıradan kahramanımız suyun yüzeyine dokunduğu anda bin parçaya ayrılır. Peki film o film deyip fazla ciddiye almamalı mı, yoksa mantık sınırlarının böylesine ihlal edilişine biraz takılıp kalmalı mı?

Hücre yenilenmesinde devrim, Wolverine bile bu kadar hızlı iyileşmedi!

Devamlılık hataları her filmde görülebilir ancak suratların sıkça dağıldığı, ardı arkası kesilmeyen kazalarda yaralanmaların birbirini kovaladığı aksiyon filmlerinde saniyeler geçmiyor ki kahramanımız iyileşmesin. Az evvel iki kamyon dayak yemiş, ağzıyla burnu yer değiştirmiş esas oğlanımız, her şey bitip sevgilisinin yanına döndüğünde ışıl ışıl parlar, sanırsınız asrın mücadelesinden değil damat tıraşından gelir. Yediği onca dayağın üstüne öleyazarken, ani bir ilhamla akrobasi kabiliyeti geri gelir, gücü yenilenir! Kolu yuvasından çıkan, çenesi yerinden kayan esas oğlan, şimdi de eşek sudan gelinceye kadar dayak atar.

Biz ekmek dilimlerken parmağımızı keseriz acısı kırk gün geçmez, kabuğu günlerce düşmez. Filmlerdeki kılıç yaraları bir bilemediniz iki saat içinde kapanır. Özellikle özel günlerde, davet öncesi tıraş olan erkeklerin minnacık kanaması güzelim beyaz gömleği batırır, filmlerde elinin tersiyle silinen kanlar hemen durur! Adamlar üç kere ölüp beş kere diriliyor, bu yazar da nelere takılıyor demeyin! Her şey sözde gerçeği yansıtıyorsa, insanın zoruna gidiyor ?

Yüz kurşun sıkılan Cüneyt Arkın da ölmedi ama en azından kurşunu yedi!

Bir gün aksiyon filmi çekecekseniz, unutmamanız gereken en önemli şeylerden biri, ne pahasına olursa olsun hedefi ıskalayan nişancılar bulmak, o kurşun kötü adamı vurmayacak, iyiye zaten sivrisinek etkisi dahi yapmayacak. İnsan öldürmeyi iş edinmiş, profesyonel mesleğim demiş, uzmanlığını bu yönde tamamlamış, eline su dökeni anında tahtalı köye boylayan nice seri katil, silah kullanmayı bilmiyor! Aksiyon filmlerinde ilk kural, attığını vurmayacaksın! Öyle tek başına değil, 20 kişi birden taramalı tüfekle ortalığı kurşun yağmuruna tutsan dahi, kimsenin kolunu dahi sıyırmayacaksın ona göre! Artık havalara mı nişan alırsın, yerleri mi delik deşik edersin sen bilirsin. Ama hedefi vurursan bozuşuruz bilesin!

Kahramanlarımız çoğu zaman zahmet edip koşmaz, onlara kurşun nasılsa işlemez. Aksiyon filmiyse aksiyon filmi, kusura bakmayın, bir ordu figüran kurşun sıkıyor diye, başrol zahmet edip koşamaz, yerlerde yuvarlanamaz!

Yüzlerce insan telef olur hem cana hem mala gelir ama iyi adam dünyayı kurtarır!  

Filmin ilk sahnesinde kahramanımız çocuğuyla oynayabilir, yatağında masum bir bebek gibi uyuyabilir, patronundan rutin azarını henüz yemiş sodasını içiyor olabilir, karısının ya da kocasının kendini hırpalamasına göz yumuyor olabilir ya da film kaçma kovalamacanın tam göbeğinde başlamış olabilir. Her ne olursa olsun, esas karakterimiz filmin sonunda kötü adamları haklayacak, mutlu bir dünya kuracak, insanlığı kurtarma pahasına sevdiklerinden olacak ya da sevdikleriyle birlikte doğan ilk güneşe karşı kahkahayı basacak! Ne hikmetse aynı uğurda mücadele veren kimsenin başaramadığı ölümcül vuruşu da belirlendiği gibi bizimki yapacak!

Bu arada motorlar çalacak, arabaların camlarını, evlerin kapılarını kıracak, insanları umarsızca öldürecek ama bizimki iyi ya, akan hiçbir masum kanı canımızı yakmayacak. Sonunda nasılsa dünya kurtulacaksa mala cana geliversin amaaann ne olacak!

YORUMLAR

Yorum YAP

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir