80’lerden Hangi Şarkı Burcunun Marşı?

Omuzlarda taşınan dev kasetçalarlar, kabarık saçlar, bol beden kot ceketler, vatka omuzlar, saç bantları, rengarenk aerobik taytları ve daha nicesi… 80’ler uçarılığı ve aşırılığı ile hafızalardan hiç silinmedi. Hatta öyle sevildi ki retro furyasıyla birlikte o dönemin modası tekrar geri geldi. Seksenleri unutulmaz yapan yalnızca moda değildi tabii. 80’leri asıl etkileyici kılan eşi benzeri bulunmayan müzikleriydi. Şarkıların her birinin dans pistinin tozunu attıracak bir ritmi ya da kişinin iç dünyasını haykıracak bir sözü vardı. Peki hangi şarkı, burcunun tarzı?

Koç: Survivor – Eye of the Tiger  

Mücadeleci ruhu ve yıkılmaz tavrı ile Koçlar, birçok kişi için ilham kaynağı. Hayallerine giden yolda asla tökezlemez, pes etmek nedir bilmez. Yenilmeye ve hiç kimsenin altında kalmaya gelemediklerinden rakiplerinin meydan okumasına karşı dövüşmekten de asla çekinmez. “Hakimiyetini geçmişteki rüyalarında bırakma, onları canlı tutmak için dövüş” sözü mutlaka yazılıdır baş uçlarında. Hedeflerinin en tepesine kadar ulaşmak dururken yorulup kenara çekilip dinlenmek yoktur onların lügatında.

 

Boğa: Modern Talking – Cheri Cheri Lady

Kaya gibi sert görünseler de herkese kolay kolay pas vermeseler de Boğalar, temelde aşk insanı. Gerçek aşkı bulana kadar dönüp dururlar, dört bir yanı. O an geldiğinde ise kalbine emanet eder rotasını. Sonra ne bir dert kalır ne de bir acı. Tabii aşkın karşılıklı olması lazım orası ayrı. “Kalbimde ağrı var, ruhumda aşk var” var derken karşısındakinden tek bir şey bekler: “Kalbimi al, onu kaybetme, kalbini dinle…

İkizler: Cyndi Lauper – Girls Just Wanna Have Fun

Hayata bir kere geliyoruz, gerek yok bir şeyleri uzun uzun düşünüp tasalanmaya. Üzülmenin ya da dövünmenin mutluluk için bir faydası yok sonuçta. İkizler bunu bilir bunu söyler daima. Sabah ışıklarında eve girdiğinde ya da gecenin bir yarısı gelen telefonla dışarı çıktığında birileri söylenir durur ama ne fayda. Onlar kafasına eseni yaparken hep bir ağızdan söylemeye başlar: “Kızlar sadece eğlenmek isterler, onların bütün istediği bu aslında.

Yengeç: The Police – Every Breath You Take

Gerçek aşkı bulmak kişiyi nasıl bulutların üzerine çıkarıyorsa, kaybetmek de tam o noktadan bırakıyor aşağıya. Kalpten silinip atılamayanlar, müsaade etmiyor kendi yoluna bakmaya. Yengeçler öyle iyi bilir ki bu duyguyu hatırlamak bile sızı verir adeta. Birini kaybettiğinde kalbinden söküp atamaz kolayca. Aldığı her nefesi, attığı her adımı izler. Kalbini paramparça etse bile tüm masumiyetiyle “Kayıbım ben gittiğin günden beri” der.

Aslan: ABBA – The Winner Takes It All

Herkes sever, sayar Aslanları. Nedeni ise her zaman her şeyi kuralına göre oynamaları. Aşkta bile bozmazlar tavırlarını. Oysa bu onların en büyük hataları! “Kollarındaydım, oraya ait olduğumu sanırdım ama kurallara uygun oynayan bir aptaldım” diyebilir yolun sonunda. Yakınmayı ya da yitip giden bir aşkın peşine takılmayı kendine yakıştırmaz. Eskileri dönse bile kapısına “Konuşmak istemiyorum aramızda geçen şeyleri. Beni incitiyor olsa da, şimdi tarih oldular” deyip yollar, geçmişin tozlu sayfalarına.

Başak: Bonnie Tyler – Holding Out For a Hero

Seçiciliğiyle meşhur Başakların hayatlarına alacakları kişiyi seçmeleri hiç de kolay değil. Ayaklarını yerden kesmeli, soru işaretlerini zihninden silmeli ve bir ömür aynı yastığa baş koyabileceğine kanaat getirmeli… Adeta karşısındaki süper kahraman kostümü giymeli. Tüm iyi insanlar nereye gitti diye düşünürken, “Bana bir kahraman gerek. O emin olmalı, yakında olmalı, hayattan büyük olmalı” diye zihninden geçirir. Beklentilerini karşılayabiliyorsa ne âlâ, kalbinin kapısını ardına dek açabilir.

Terazi: Madonna – La Isla Bonita  

Bir Teraziye rüya gibi bir hayatı nasıl hayal edersin diye sorulsa saymaya başlar “Tropik ada esintisi, vahşi ve özgür bir doğa, insanın içini ısıtan bir güneş, denizden esen ılık bir rüzgar ve gülen yüzler…” diye. Dertten tasadan uzak, eşsiz kumsallarla bezeli bir adada yaşam süsler onların hayallerini, gerisi hikaye. “Güzel yüzler, üzüntü olmayan bir dünya. Bir kızın bir erkeği, bir erkeğinse bir kızı sevdiği bir yer…” tanımı da yeter onların istediği yaşamı anlatmaya.

Akrep: Samantha Fox – Touch Me

Korkusuzluğu ve tutkusu dillere destan Akrepler, hayatlarını istedikleri gibi yaşarlar. Hiçbir zaman aman kimse görmesin, aman biri bir şey demesin diye yiyip bitirmezler kendilerini. Hele ki konu aşk olduğunda! İstediği kişiye tüm çıplaklığıyla açabilir hislerini. “Seni orda gördüm ve tereddüt etmedim” derken, günün sonunda “Aşka açtım. Eğlenceye açtım. Seni avlıyordum ve yem oldum” diye özetleyebilir olan biteni.

Yay: Alphaville – Forever Young

Başkalarının koyduğu kurallar Yayları hiç mi hiç enterese etmez. Onlar aklından geçen neyse söyler, kalbinden geçen neyse o yola girer. Başkaları yarın yokmuşçasına yaşamayı hayal ededursun onlar her zaman çılgınlığı seçer. Bir ortamda en büyük hayaller konusu açıldığında ise soruyu “Daima genç olmak istiyorum. Gerçekten sonsuza kadar yaşamak ister miydin? Solgun yaşlı bir at gibi yok olmak istemiyorum” diye yanıtlar.

Oğlak: Rick Astley – Never Gonna Give You Up

Aşkın ilk günlerinde herkes bir şeyler söyler: “Seni çok seviyorum, hayatım boyunca hep seni bekledim, ne olursa olsun her zaman yanındayım” diye. En küçük anlaşmazlıkta bir de bakarsın yeller eser yerinde. Sözünün eri Oğlaklar ise asla izin vermez böyle bir şeye. Ağızlarından “Senden asla vazgeçmeyeceğim. Seni asla yüzüstü bırakmayacağım. Seni asla oyalamayacağım ve terk etmeyeceğim” diye bir söz çıktıysa dönüş yoktur geriye.

Kova: Eurythmics – Sweet Dreams

Siz bakmayın Kovaların bir başına sessiz sakin göründüğüne. En iyi gözlemciler onlardır genelde. Etrafı şöyle bir kolaçan eder, insanları anlayabilmek için ter döker. Ne gördüğünü soranlara da düşündüklerini açık sözlülükle ifade eder. “Herkes bir şeyler için bakınıyor. Bazıları seni kullanmak istiyor. Bazıları senin tarafından kullanılmak istiyor” dediyse bir kere aksini aklından geçirmek bile hata. Hoş insanlar ne düşünürse düşünsün takmazlar asla, zira onlar her daim ileri bakmaktan yana.

Balık: Laura Branigan – Self Control

Bir şeylere sıkı sıkıya tutunup kendini yıpratmak neye yarıyor, bir yararını gören olmuş mu Allah aşkına? Bazen her şeyi akışına bırakıp olacakları görmek varken ne gerek var kendini oradan oraya atmaya. Balıklar bilir, ipleri elinden bırakmak çoğu zaman bataklıkta çırpınarak bakmaktan yeğdir. “Güvenli bir gece, rüyalarımın ormanında yaşıyorum. Bu gecenin göründüğü gibi olmadığını biliyorum” diye mırıldanırken karşısındakine “Al beni, kontrolüm sende” diyebilir.

ilk yorum

Bir Yorum Bırakın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir