Burçların Hislerine Tercüman Emsalsiz Kelimeler

  • 156 paylaşım
  • 10.927 OKUNMA

Bazen bir rüzgâr esintisi anılarda yolculuğa çıkarır, bazen uzaklardan yayılıp burnuna değen bir koku, bazen sayfalarca roman olur tek bir duygu, bazen tek satırlık bir cümle, bazen de sabahlara kadar anlatsan, tiyatro yazıp sahnelesen hissettiğin duygunun bir parçasını anlatamaz, kelimeleri kullanıp derdini diyemezsin! Dünyanın dört yanından milletler, hisleri anlatan cümleleri birer kelimeye sıkıştırmış, bakalım hangi burç bu emsalsiz kelimelerde kendine has mana bulmuş!

Koç

Treppenwitz: Asıl söylemek istediği kavgadan ayrılınca aklına gelmek, “Ah ulan o sırada aklıma gelecekti kiii” diye iç geçirmek. (Almanca)

Önüne gelenle ağız dalaşına, dişin kesenle bilek güreşine koyulur, mücadele ederek iletişim kurmaya bayılırsın da bakalım herkes senin gibi sevişmeyip savaşmayı seviyor mu? Acaba tartışmalarına biraz ara versen, öfkeni çağlamadan dindirmesen mi? Sonra tartışmanın ortasında sana laf anlatamayan insanlar çekip gidiyor, telefonlar söyleyeceklerin bitmeden çat diye yüzüne kapanıyor, öylece bir başına kalıveriyorsun! Sonra vah diyemedim, tüh tam da en önemli söyleyeceğim dilimin ucundaydı der durursun! Aslında küçük harflerle anlatsan derdini de kimseyi de kaçırmasan, sonra söyleyeceklerin içinde kalıp seni kemirmese daha iyi değil mi? Sen yine de şunun ağzının payını ver de jübileni yapıp öyle tövbe edersin 🙂

Boğa

Kalsarikannit: Evde bir başına keyif yapmak istemek, dışarı çıkası olmamak. (Fince)

Acaba Finlandiya’ya mı taşınsan, Boğa burcu insanı olmanın karşılığını bulmuşlar, tekerleme gibi de dilleri var eğlenceli olur aslında ama kim kalkıp gidecek şimdi oraya? Kova bir an önce zaman makinesini bulsa da sen de kurtulsan! Hani böyle uzatmışsın bacaklarını, yumuşacık minderler tam da vücudunun şeklini almış boylu boyunca uzanmışsın, abur cuburun uzansan elinin altında, evin oda sıcaklığında, karnın tok sırtın pek; şu an kapı çalmasın, telefon zırlamasın, yerimden kalkmam gerekmesin diye nelerini feda edeceğin o an var ya! O duygunun adını bulmuşlar! Darılmaca yok, aynı sen değil mi?

İkizler

Tsudoku: Kitapları alıp okumadan kütüphaneye yığmak. (Japonca)

Ev değil kitapçıda yaşamak ne demek sen çok iyi bilirsin de olur ya belki Japonca’sını henüz duymamışsındır! İçinde beslediğin Japon yüzünden Tsudoku yapıyor; hevesli gibi kitapları alıp alıp, evi sahaf dükkanına çeviriyorsun! Görende ansiklopedileri yaladın, romanları yuttun sanır! Hepsinin ucundan biraz okuyup bırakma huyun yok mu, kitaplar sarardı soldu! Kafan zehir, zekan keskin, her konuda fikrinin olması da muazzam, ama biraz okuyup derinleşsen fena mı olur deyince suçlu biz oluyoruz! Kitapçıda bir başından bir sonundan okuyor, arka kapağından alacağını alıyorsun, eve gelince kütüphaneler kitaptan taşıyor, sorsan üçüncü sayfalarını gören yok!

Yengeç

Ya’aburne: Yokluğuna dayanamayacağı için sevdiği kişiden önce ölmeyi dilemek. (Arapça)

Hiç ayrılmayacak gibi kocaman yürekle, yokluğunda yarım kalacak gibi tam teslimiyetle seversin! Sonsuz aşk varsa, tarifini verir, elinin lezzetiyle kimselere benzetmezsin. Eğer biriniz dünyadan ayrılacaksa kendini siper eder, sevdiğine zarar getirmezsin! Yaşayacağın sonsuz kederi hayal eder, ya birlikte al bizi ya bana acısını gösterme diye dua edersin! En mutlu günlerinizde yokluğunu düşünür yüreğini burkar, hayattayken sever, sarar, fırsatın varken kıymet bilirsin! “Beni sen göm!” diye vasiyet edersin L

Aslan

Youniverse: Dünyanın kendi etrafında döndüğünü düşünen kişi. (İngilizce)

Dünya üzerinde sadece kendini önemseyen, kendi üzerinde afrodizyak etkisi yapan, aynalardan ayrılamayan, kendini sevmekten başka insanlara sevgi bulamayan, halk arasındaki deyişle egoist kimselere verilen ad. Yoo üstüne alınma, sana bir şey demiyoruz ki ayrıca İngilizler demiş biz de kendi dilimizce açıklamaya çalışıyoruz. Yoksa sen dünya benim etrafımda dönüyor der misin hiç? Ben dünyanın merkezindeyim dersin mesela, dünya etrafında dönüyormuş gibi olur, senin ne suçun var! Aynalara bakmadığın birkaç dakika da buluruz zorlarsak J

Başak

Age-otori: Kuaföre gidip saçından memnun kalmamak. (Japonca)

Herkesin sözüne itimat etme, insanlar nasıl olursa olsun beğeniyor, milletin gazına gelip kuaförünü değiştirme diyoruz da dinletemiyoruz. Sen beklentini detaylı tutar, kolay da beğenmezsin, ne işin var eline yabancı olduğun kuaförde, bilmediğin tarağın, tanımadığın makasın içinde! Sonra pimpirikleniyor, üstüne bir de evham yapıyor, hem saçını kestirip üzüldüğünle kalıyorsun, hem kaptım sandığın mikropla. Kendi huyunu bilmiyormuş gibi, şimdi bir de uzatmaya uğraş!

Terazi

Cafune: Sevdiğinin saçlarının arasında parmaklarını nazikçe dolaştırmak. (Portekizce)

Aman bir sevgilin olmayagörsün, kolundan çıkmaz, yanından ayırmaz, iki adım uzağına gitmez, velev ki gittin o da ihtiyaçtandır! Aman elini bırakırsın kaçırırlar neme lazım sen yine bize bakma, çantanın yanından, gözünün önünden ayırma. Hani canın gibi seviyorsun ya bazen, en güzel çarşafları serip, en güzel kokuları sıkıp, fonda tatlı da bir müzik tıngırdatıp, tüm nezaketinle, incitmeden usulca saçlarını okşuyorsun ya, bak biz kaç kelimeye sığdıramadık, Portekizli tek kelimede anlatmış.

Akrep

Pochemuchka: Durmadan soru soran, her şeyi öğrenmek isteyen insan. (Rusça)

Girdiğin her sohbette soru sormak ya da yanıt almak üzere konuyu istediğin yere çekiştirmek dışında, aman ha kendinle ilgili bir bilgi kırıntısı vermek için ağzını açarsın, kıyamet kopuverir, onca insan telef olur! Konuşa konuşa insanların çeneleri kopar, senden ne ser çıkar ne sır! Sonunda sorularından yılan, köşelerin diplerine sıkışan, dilinde tüy kalmayan, konuşmaktan bitap düşen zavallı insanlar uyanır da yeter senin sorularından gına geldi der, sohbet nihayetlenir herkes rahat bir nefes alır. Neyse ki bugün de ağzından bir şey kaçırmamış, dilini tutmayı bilmişsindir, meraklı soruların dışında J

Yay

Voorpret: Yüreğinin heyecandan pır diye uçmak isteyip, içinde sıkışıp kalması. (Hollandaca)

Tüm yaşamını midende uçuşan kelebeklerin bir kanadına, her yeni heyecanda yaşadığın o iç hoplamasına adadığın yalan mı? Kulelerin tepesinden kendini salıverdiğin anda için çekiliyormuş gibi olur hani, sürat motorunda yüreğin havalanır, dünyanın hiç bilmediğin bir coğrafyasına inen uçağının içinde heyecandan için içine sığmaz, mutluluk strese karışır, kaygılı bir heyecan yaşarsın hani, tuttuğun takımın maçına biletin vardır gece uyku tutmaz ya sabaha kadar biraz da karnın ağrır… Hep yürek çarpıntısı, iç pırıltısı! Uğruna kendini tehlikelere attığın hissin adını da bulduk, hiç tutmayalım biz, var git yoluna!

Oğlak

Kyoikumama: Çocuklarını okulda başarılı olmaları konusunda sürekli telkin eden anne. (Japonca)

Kendi başarıların yetmedi, yıllardır istifleyip tüm rafları doldurduğun itibarın gözünü doyurmadı, şimdi çocuğunun başarılarıyla övünüp, onu anlatarak övünmek zamanı öyle mi? Aman da nasıl ilk kırmızı kurdeleyi almış, öğretmeninden en iyi öğrenci ünvanını kapmış, ödevlerini günü gününe yapmış, tekrarını eksik etmemiş! Japonlar lafı bizim gibi uzatmamış, şu çocuklarına göz açtırmayan, okuldan gelince doğru ödev başına, ders bitince doğru okula yollayan, kontrol delisi anneler var ya, işte onlara kısaca Oğlak demişler 🙂 Şaka şaka disiplin şart, büyük adam olacak oğlunuz kyoikumama, söyle söyleyebilirsen!

Kova

Desenrascanço: Yaratıcı çözümleriyle olmadık zamanlarda durumu kurtarmak. (Portekizce)

Soğuk der yanına yanaşmaya korkar, bu ne karizma der çevrenden ayrılamazlar! İnsanları, kafalarını hazır karıştırmışken bir de sıra dışı fikirlerinle allak bullak eder, farklı kişiliğinle şaşkınlıklara davet edersin. Ama ortalık bir anda karıştığında, en stratejikler aniden ortaya çıkan soruna çözümsüz kaldığında, tüm soğukkanlılığın ve farklı bakış açınla, akıllara gelmeyeni şıp diye bulur, sorunları bir çırpıda çözersin. Çoğu zaman tersine çalışan kafan ve yaratıcı zekân sana harika bir beceri kazandırır, engin bilgin bir anda uygun boşlukları doldurur, durur durur turnayı gözünden vurursun!

Balık

Luftmensch: Aklı bir karış havada olmak, ayakları yere basmamak gökyüzünde salınmak. (İbranice)

Hava ve insan kelimelerinin bir araya gelmesiyle oluşmuş, hava ile uçmak bağdaşmış, düşsel yolculukların bir başka karşılığı İbranicede kelime karşılığını bulmuş. Dünyaya pek ayak basmak istemediğin, kuş cıvıltıları varken insan sesini ne yapayım dediğin, yerlerin trafiğindense göklerin esintisiyle savrulduğun tüm o anlar için sana çok özeniyorduk, artık yaşadığın bu kelimelerle tarif edilemeyen duygu legalleştiğine, İbranilerce tadı çoktan alındığına göre, daha da imreniyoruz! Hadi deyince insan yerden yükselemiyor, hayal mi gerçek, gerçek mi rüya birbirine gönül isteyince karışmıyor ki! Senin oraların havaları öyle isteyerek solunmuyor yani, o da sana verilmiş bir lütuf!

Beğen
Beğen Muhteşem Hahaha İnanılmaz Üzgün Kızgın
41102
Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.

Oğlak Burcu Ünlüleri!

Oğlak Burcu Ünlüleri!

0
0
17 Aralık, 12:00
Burçların Kalbine Giden Yollar!

Burçların Kalbine Giden Yollar!

0
0
17 Aralık, 11:00
Terazi Burcunun Olmazsa Olmazları

Terazi Burcunun Olmazsa Olmazları

0
0
16 Aralık, 12:00
Başak Burcunun Olmazsa Olmazları!

Başak Burcunun Olmazsa Olmazları!

0
0
15 Aralık, 16:50
En Çok Aldatan Burçlar!

En Çok Aldatan Burçlar!

0
0
15 Aralık, 11:00
Demet Evgar: Bir Garip Boğa

Demet Evgar: Bir Garip Boğa

0
0
14 Aralık, 13:32
Yengeç Burcunun Olmazsa Olmazları!

Yengeç Burcunun Olmazsa Olmazları!

0
0
14 Aralık, 12:00
Burcun Arkadaşını Ele Veriyor!

Burcun Arkadaşını Ele Veriyor!

0
0
14 Aralık, 11:00